Prof. Dr. Daron Acemoğlu: Koç Üniversitesi diploma Konuşması: Özet.

Prof Dr. Daron Acemoğlu’nun 27 Haziran 2026 tarihinde Koç Üniversitesi  Mezuniyet törenindeki konuşmasının bir özetini yayınlıyoruz. Tüm konuşmaya ” https://www.youtube.com/watch?v=6BPYhuj3zlU” linkinden ulaşılabilir.

Ve bence şu anda dünyayı en çok çalkalayan iki akım. Birincisi Demokrasi.

İkinci önemli akım ise tabii ki tahmin edebileceğiniz üzere yapay zeka.

…  Yapay zekanın gerçekten çok yaratıcı bir şekilde ilerlediğini tabii ki hepimiz görebiliyoruz. Bundan on sene önce benim tabii ki ama benden çok daha bilgili olan insanların bile düşünemeyeceği bir hızda bir gelişme bu. Bu konuda olan yatırımlar ise gerçekten anlayışı anlamamız gerek anlamamızın üstünde bir boyutta. Trilyonlarca dolar. Başka hiçbir teknolojinin bu kadar hızlı bir şekilde yapmadığı bir şekilde ve eğer mikro bazda bakarsak yapay zekanın birçok alanda verimlilik getirdiğini de görüyoruz.

Örneğin yazılım olsun, danışmanlık olsun, bazı hesap işleri olsun, basit yazma işleri olsun, müşteri hizmetleri gibi şeyler olsun. Bunlarda yapılan araştırmalar gösteriyorlar ki yapay zeka bazı şeylerde insanlardan, bazı işlerde insanlardan daha iyi yapabiliyor ya da yapay zekayı kullanarak insanların verimliliği artabiliyor.

Ama ortada bir soru işareti daha var. Yapay zeka nereye gidecek? Geleceğimizi nasıl etkileyecek? Ve niye bu verimlilik, bu yaratıcılık varken şu anda makro düzeyde bir etkisini göremiyoruz? Makroda baktığınız zaman Amerika da dahil olmak üzere, Çin de dahil olmak üzere yapay zekanın ne verimliliğe bir etkisini görebiliyoruz ne de daha başka büyük yaratıcılığının hayatımıza tam akmadığını görebiliyoruz. Hatta bir sürü açıdan eğitim de olsun, iletişim de olsun, yapay zekanın birçok zorluluklar yarattığını da görebiliyoruz. Niye? Niye böyle bir çatışma var?

Bunu ben ana konum olarak seçtim. Çünkü bunu anlamak aslında yapay zekanın yönünü düşünmek bence en büyük sorumluluklarımızdan bir tanesi.

Birincisi yapay zeka bilgileri ve gücü. Bunun içinde sosyal güç var, ekonomik güç var, siyasi güç var. Giderek daha çok merkezileştiriyor. Birkaç tane şirketin, birkaç tane devletin elinde.

… Bu gerçekten insanlığın görmediği boyutta bir güç merkezleşmesi. Örneğin Amerika’da yedi teknoloji şirketi şu anda Nasdaq indeksinin yüzde altmışı ve bu şirketlerin her biri kabaca hesaplarsanız reel şeklinde yani enflasyonu ortadan çıkarttıktan sonra senede yaptıkları gelirler İngiliz İmparatorluğu’nun on dokuzuncu yüzyıl ortasında gayri safi milli hasılasının iki katı. Bu şekilde dev şirketlerin elinde bilgi toplanması merkezileştirmesi gerçekten insanlığın şu ana kadar görmediği bir gelişme.

İkincisi ise otomasyon. Otomasyon bizim insanların yaptığı işlerin yerine makinelerin, kapitalin ve algoritmaların geçmesine verdiğimiz isim. Yani otomasyon işini değiştirip insanlardan çok ağırlığı kapitale göre götürüyor.

… Ama daha da problemlisi eğer verilere bakarsanız çok net bazı şeyler ortaya çıkıyor. Bu zaten ekonomi teorinin de açıkça vurguladığı bir şey. Otomasyon aynı zamanda gelir dağılımını bozan bir süreç. Birincisi, iş gücü yerine kapitale daha çok önem verirseniz kapitalin payı artar, iş gücünün payı azalır. Sizin çoğu aynı benim gibi, aynı buradaki insanlar gibi işçi, iş gücüyle para kazanıyoruz. Bu bizim daha az kazanmamız, kapitalin daha fazla kazanması anlamına geliyor.

İkincisi ise otomasyon hiçbir zaman değişik yetenekler, değişik işçiler için aynı paralel bir şekilde ilerlemiyor. Bu da demektir ki bazı insanların işlerini kaybettikçe yaptığı işler makinelerin ya da algoritmaların bir parçası haline geldikçe onlar ücretlerini, çalışmalarını daha zor hale getirecekler ve işçilerin arasındaki eşitsizlik de artacak. Bu eşitsizliğin artmasının iki yönü bir tek teoride gördüğümüz bir şey değil. Verilerle çok net ortaya çıkan bir şey.

…Peki ben niye bu kadar otomasyon ve merkezileştirmekten bahsediyorum? Çünkü şu anda yapay zekaya bakarsanız tabii ki birçok yön var ama bir yön tamamen dominant ve bu da yapay genel zeka kavramıyla çok alakalı. Yapay genel zeka şu demek. Sonuçta makineler, algoritmalar ve yapay zeka her konuda insanlardan çok daha iyi hale gelecek. En ekspert insanlar kadar hale gelecek ve ondan sonra onları geçecek. Tabii böyle bir perspektifle bakarsanız böyle bir şey gerçeğe dönüşmeye başlarsa bunun çok büyük bir otomasyona yol açacağı belli. Çünkü insanlar artık makinelere karşı rekabet edemeyecekler. Her şeyi yavaş yavaş makinelerle yapmaya başlayacaksınız. Yani şu anda bin dokuz yüz doksan’larda, iki bin’lerde gördüğümüz otomasyon bunun yanında hiçbir şey kalmayacak.

…Ve aslında yapay zeka konusuna bakarsanız dört tane unsur yapay zekanın yönünün aslında piyasa tarafından doğru olarak tespit edilmeyeceğini gösteriyor. Bunlardan bir tanesi ideolojik, üç tanesi ekonomik.

… Peki o zaman son soru olarak şunu sormak istiyorum. Değişik bir yönü var mı yapay zekanın? Yapay zekayı otomasyon için, her şeyi, gücü, verileri merkezileştirmek için değil, başka bir şekilde kullanabilir miyiz? Bunun da yanıtı büyük bir evet.

Peki bunu nasıl yapabilirsiniz? Merkezileştirerek değil yine tabanı arttırarak insanlara daha fazla özgürlük vererek insanlara daha çok olanak vererek insanlara daha çok yetenek vererek.

Peki buradan nereye bunları tespit ettiniz? Buradan nereye gidebiliriz? Başa döneceğim ve bitireceğim.

Üç unsur var. Birincisi bilim, ikincisi demokrasi, üçüncüsü sorumluluk”

Scroll to Top