
Gary Wilson / 27 Temmuz 2026 / Çeviren: Nezih Kazankaya
Temmuz ayında, Çin’den gelen ücretsiz yazılımlar, ABD çip hisseleri için bir yıldan fazla süredir yaşanan en kötü haftayı tetikledi ve Nvidia’nın dünyanın en değerli şirketi olma konumunu kısa süreliğine kaybetmesine neden oldu. Wall Street, Çinli şirketlerin önde gelen ABD YZ sistemleriyle aynı seviyeye ulaşması nedeniyle paniğe kapıldı. Ancak satış dalgası daha derin bir gerçeği ortaya çıkardı. YZ patlaması, bir avuç ABD şirketinin teknolojiye sahip olacağı ve her kullanım için dünyadan ücret alacağı vaadine dayanıyor.
Çin, bu tekel daha kurulmadan onu bozuyor.
16 Temmuz’da Pekin merkezli Moonshot AI firması Kimi K3’ü piyasaya sürdü. DeepSeek’in V4 modeli ise zaten piyasadaydı. Her ikisi de Anthropic, OpenAI ve Google’ın en güçlü sistemleriyle rekabet ediyor. Her ikisi de “açık ağırlık”* kategorisinde yer alıyor.
Gişe kapısını zorla açmak
Bir YZ modeli oluşturmak çok büyük tutarlara mal olur. Ancak, model bir kez eğitildikten sonra, “ağırlıklar” olarak adlandırılan çok geniş bir sayı kümesinden oluşur.
Bu sayılar kopyalanabilir.
Bir şirket ağırlık verilerini yayınladığında (açtığında), yeterli işlem gücüne sahip herkes modeli indirebilir ve her kullanım için şirkete ödeme yapmadan çalıştırabilir. ABD firmaları genellikle ağırlık verilerini kurumsal veri merkezlerinde kilitli tutarlar. Müşteriler modeli her kullandıklarında ödeme yapmak zorundadır.
Çinli şirketler, başkalarının doğrudan kullanabilmesi için en güçlü modellerden bazılarını piyasaya sürüyor.
Bu durum, Wall Street’in bugünlerde her büyük YZ hissesinin fiyatına dâhil ettiği risk primi sistemini tehdit ediyor.
ABD’deki YZ patlaması, bugünlerde elde edilen kârlara değil, gelecekte vaat edilen kârlara dayanmaktadır. Bu patlamanın merkezindeki şirketler, sattıkları hizmetlerden zarar etmektedir. Müşterilerin modelleri kullanmak için ödedikleri ücret, bunların işletme maliyetlerini karşılamamaktadır.
Teknoloji yazarı Ed Zitron, Nvidia’nın 2027 yılına kadar öngördüğü çip satışlarını desteklemek için gereken veri merkezi kapasitesinin, YZ işlem gücü satın alan müşterilerden yılda yaklaşık 380 milyar dolar gelir getirmesi gerektiğini tahmin ediyor. Bu gelir, kâr değil. YZ işlemleri için yapılan var olan yıllık harcama 70 milyar dolara bile ulaşmıyor ve bu harcamanın büyük bir kısmını OpenAI ve Anthropic oluşturuyor.
Bu sınırlı talep bile kısmen yapay olarak yaratılıyor. Nvidia, parayı Nvidia çipleri satın almak için kullanan YZ ve veri merkezi şirketlerine yatırım yapıyor. Bu satın alımlar Nvidia’nın satışlarını artırıyor, bu da hisse senedi fiyatını destekliyor ve daha fazla yatırım çekiyor.
Tüm yapı, birkaç şirketin sonunda teknolojiye sahip olacağı ve onu kontrol edeceği, kullanan herkesten de tekel kârı toplayacağı varsayımına dayanmaktadır.
Açık kaynaklı modeller bu varsayımı doğrudan sorgulamaktadır.
Hayali refah
Marx, bu tür bir servete bir isim vermişti: hayali sermaye. Gerçek gelirin oluşturduğu ince bir tabaka, devasa bir borç yığını ile hisse senedi değerlemelerini — henüz elde edilmemiş kârlar üzerinde kâğıt üzerinde var olan hak taleplerini — desteklemektedir.
Üretim, piyasanın çok ötesine geçiyor. Sektör genelinde şirketler veri merkezleri kuruyor, çok sayıda çip takıyor ve mevcut talebin çok ötesinde devasa elektrik sağlıyor. Sektörün tamamı, kârlı bir şekilde satılabilecek olandan çok daha fazla bilgi işlem kapasitesi yaratıyor olsa bile, her kapitalist gelecekteki kârları beklediği için yatırımlar devam ediyor.
Bu kule, ancak yatırımcılar altındaki vaade inanmaya devam ettikleri sürece ayakta kalır.
Teknoloji gerçek. Üzerine yığılmış kâğıt üzerindeki servet ise gerçek değil.
Sermaye, bu teknolojinin belki de hiçbir zaman üretemeyeceği kârları çoktan cebine indirdi. Beklenen verimlilik artışı rakamlara yansımadı. Bir Merkez Bankası danışmanı, Temmuz ortasında yaptığı açıklamada, işletmelerin şu ana kadar verimlilik veya istihdam üzerinde pek bir etki görmediğini belirtmiş; ayrıca genel ekonomiye ilişkin çoğu araştırma, YZ’dan kaynaklanan net bir verimlilik artışı saptamamıştır.
Wall Street, kârlı bir üründen elde edilen mevcut geliri değil, gelecekteki getiriler üzerine bir hak talebini alıp satmaktadır.
Bu getiriler, tekel kontrolüne bağlıdır. Açık ağırlıklı modeller, bu tekeli olanaksız hale getirme tehdidi oluşturmaktadır.
Gelişmiş bir model, bir ABD şirketinin sunucuları dışında indirilip çalıştırılabildiğinde, hiçbir şirket tüm kullanıcıları kendi paralı geçiş noktasından geçmeye zorlayamaz. Hisse senedi değerlemelerinde varsayılan gelir asla gerçekleşmez.
Çin, kârlı hiçbir şeyi yok etmedi. Sadece, bu patlamanın altında ne kadar az kâr yattığını ortaya çıkardı.
Temmuz ayındaki satış dalgası, inancın ne kadar çabuk tersine dönebileceğini gösterdi. Yatırımcılar vaat edilen getirileri beklemeyi bıraktıklarında, kâğıt üzerindeki hak taleplerinden hızla uzaklaşıp nakit ve daha güvenli varlıklara yöneliyorlar.
Bu kaçış, her türlü hayali refahın sonunu getirir.
Wall Street’i ayakta tutan temel direk
Kapitalizm düzenli olarak arz fazlası yaratır. Bir sektöre çok fazla para akar. Üretim fazlası oluşur. Zayıf şirketler iflas eder, sermaye çekilir ve arz talebe yaklaşana ve kârlılık geri dönene kadar atıl kapasite ortadan kaldırılır.
Bu arz fazlasının tüm ABD ekonomisini sarsabilmesini sağlayan, onun ölçeğidir.
YZ ile bağlantılı şirketler, S&P 500 endeksinin değerinin yaklaşık %40’ını oluşturuyor. Geçtiğimiz yıl boyunca borsadaki büyümenin ezici çoğunluğunu bunlar sağladı. Onlar olmasaydı, ABD piyasası neredeyse hiç yükselmezdi.
YZ, piyasayı ayakta tutan temel direk haline gelmiştir — artık pek çok sektörden biri olarak spekülatif bir sektör değil, diğerlerinin dayandığı tek sektördür.
YZ hisselerinde yaşanacak bir çöküş, kredi sistemine, kurumsal borçlanmalara ve çalışanların emeklilik fonlarına yayılacaktır. Milyarderleri zenginleştiren aynı kâğıt değerlemeler, ekonominin her alanında teminat olarak kullanılmıştır.
Merkez Bankası, eksik değeri yaratamaz.
Varlık fiyatlarını desteklemek için finansal sisteme daha fazla dolar pompalayabilir. Ancak bu dolarların temsil etmesi gereken değeri yaratamaz. Kâr getirmeyen bir yatırımı kârlı hale getiremez. Kâğıt üzerindeki serveti korumak için sisteme daha fazla para akıtmak, zararı enflasyon yoluyla aktarmak anlamına gelir. Müdahale etmeyi reddetmek ise kâğıt üzerindeki servetin çökmesine yol açar.
Egemen sınıf, doları devalüe etmekle finansal varlıklarının değer kaybetmesine izin vermek arasında bir seçimle karşı karşıyadır. Hiçbir para politikası, altta yatan zararı ortadan kaldıramaz.
Washington zorlamaya başvuruyor
Bu nedenle Washington, tehdit altındaki tekeli korumak için devleti kullanıyor.
Güvenlik yetkilileri, açık ağırlıklı modelleri hedef alan federal kısıtlamalar, resmi uyarılar ve bir başkanlık kararnamesi önerdi. Belirtilen gerekçe ulusal güvenliktir. Ekonomik amaç ise Çin sistemlerini dışlamak, ABD’li şirketleri ABD’ye ait modellerde tutmak ve devletin gücünü kullanarak bu “paralı geçiş kapısını” korumaktır.
Hükümet bugünlerde piyasaya doğrudan müdahale ediyor. Haziran ayında, Ticaret Bakanlığı’nın verdiği bir emirle Anthropic’in en güçlü modeli ihracat denetimi altına alınarak 19 gün boyunca satışa sunulması engellendi. Washington, Çin ile sürdürdüğü teknoloji savaşı gerektirdiğinde, önde gelen bir ABD firmasının amiral gemisi modelini bile piyasadan çekecektir.
Bu, başka bir biçimde tekrarlanan çip savaşıdır. ABD’nin yaptırımları ve ihracat kontrolleri, Çin’in gelişmiş yarı iletkenler ve YZ sistemleri geliştirmesini engelleyemedi. Şimdi ise rekabetin çoktan kırdığı bir tekeli savunmak için zorlama yöntemine başvuruluyor.
Piyasa tekel kârlarını koruyamadığında, kapitalist devlet devreye girer.
Farklı bir yön
Siyasi yanıt Şanghay’dan geldi.
17 Temmuz’da düzenlenen Dünya YZ Konferansı’nda Xi Jinping, YZ’nın tek bir ülkenin silahı olarak değil, insanlığın ortak bir varlığı olarak açık bir şekilde geliştirilmesi çağrısında bulundu. Onlarca ülke, merkezi Şanghay’da bulunan yeni bir işbirliği kuruluşuna katıldı.
Bu politika, 1949 Çin Devrimi’nin yarattığı maddi temele dayanıyor: yatırımları üretime ve kamu yararına yönlendirebilen devlet bankaları, kamu işletmeleri ve ulusal planlama.
Çinli teknoloji şirketleri rekabet ediyor ve kâr peşinde koşuyor. Ancak bu şirketler, her kararı özel tekel rantının belirlemesine izin vermek yerine, devletin kredi, altyapı ve araştırmayı ulusal kalkınmaya yönlendirebileceği bir sistem içinde faaliyet gösteriyor.
Wall Street’in paniğinin kaynağı da budur.
ABD kapitalist sınıfı, tüm dünyanın kolektif emeği ve birikmiş bilgisiyle yaratılan bir teknolojiyi tekeline alarak ekonomisini bu tekele dayandırdı. Bu teknolojiyi tekel fiyatından dünyaya geri satmayı planladı.
Bu sistem çöküyor. Bunun üzerine inşa edilen hayali zenginlik, muazzam olduğu kadar kırılgandır da.
Kriz patlak verdiğinde, sermaye çok büyük bir ölçekte yok olacak. Kapitalist sınıf, işten çıkarmalar, ücret kesintileri, emeklilik haklarının kaybı, enflasyon ve kemer sıkma önlemleri yoluyla sonuçları işçilerin sırtına yükleyerek kendi servetini korumaya çalışacaktır.
Bu teknolojiyi işçiler yarattı. Onu finanse eden serveti de işçiler üretti. Asıl önemli soru, bu teknolojinin kime ait olacağı ve kimin ihtiyaçlarına hizmet edeceğidir.
Wall Street’in yanıtı bir paralı geçiş gişesidir. İşçilerin yanıtı ise toplumsal mülkiyet ve kamusal kullanım olmalıdır.
* “Open-weight” kavramı “açık ağırlık” olarak çevrildi. YZ alanında, bir modelin eğitilmiş sinir ağı parametrelerinin (ağırlıklarının) kamuya veya geliştiricilere ücretsiz olarak indirilebilir ve incelenebilir şekilde paylaşılması durumunu ifade ediyor (Ç.N.).