“İşçi sendikaları veri merkezlerine karşı birleşmeli”

Görsel: openDemocracy’ den alındı; Felipe Iruata

Derleyen: M. Nilgün Ercan

YZ odaklı büyük veri merkezlerinin sayısının hızla artması, merkezlerin kuruldukları bölgelerde elektrik ve su tüketimi üzerinde yarattıkları yük, elektrik fiyatlarının yükselmesine neden olmaları, enerji ihtiyacı için ağırlıklı olarak kullanılan gaz türbinleri kaynaklı emisyonlar, gürültü gibi çevresel etkileri vb. sorunların yanı sıra başka açılardan da sorunlara ve karşı çıkışlara neden oluyor. Bir yanda YZ teknolojisinin ülke ekonomilerine büyük kazanımlar sağlayacağı iddia edilirken, diğer yandan da gerek genel olarak gerekse veri merkezi inşaatlarındaki işçilerin hakları ve çalışma koşulları gündeme gelmeye başladı. ABD/Teksas merkezli Uluslararası Büro ve Meslek Çalışanları Sendikası Başkanı Tyler Turner The Guardian gazetesinde 14 Eylül 2026 tarihinde yer alan, “İşçi Sendikaları Veri Merkezlerine Karşı Birleşmeli” başlıklı yazısında teknoloji geliştiricilerin önümüzdeki yıllarda bu alana 8 trilyon ABD$ tutarında yatırım yapmayı planladıklarını aktarıyor; sektör yöneticilerinin, ABD GSYİH’ nin neredeyse çeyreği tutarındaki bu miktarın, iş dünyasının en büyük harcama kaynağı olan işçi ücretlerini azaltmasıyla amorti edileceği görüşünde olduğuna dikkat çekiyor (1).

Yazar, veri merkezleri yatırımlarındaki patlamaya bağlı olarak Kuzey Amerika İnşaat Sendikaları (NABTU)’ nın Blackrock, Meta ve OpanAI gibi büyük şirketlerle yaptığı anlaşmalara değinerek, geçici işlerde çalışan üyelerinin iyi ücretler alması için yaptıkları sözleşme konusunda NABTU’ nun başarısını kutluyor, ancak bu anlaşmalarda, inşaat işçileri de dahil olmak üzere, sınıf temelli bir yaklaşımla tüm işçilerin dikkate alınmamasını eksiklik olarak gördüğünü belirtiyor. YZ’ nin açık amacının sınıfı oluşturan bileşenlerin bir kısmının yerini almak olduğuna ve veri merkezlerinin ileride çok kısıtlı kalıcı iş olanağı yaratacağına dikkat çekiyor. Kısacası, inşaat alanındaki sendikalara ileride milyonlarca işçiyi, belki kendi üyelerini de, işlerinden edecek dijitalleşmiş emek fabrikalarının inşa edildiğini göz önünde bulundurmaları gerektiğini hatırlatıyor.

Devamla, bu alanda güçlü düzenlemeler yapılana dek, (Senatör Bernie Sanders ve Temsilciler Meclisi üyesi Alexandria Ocasio-Cortez tarafından) Kongre’ye verilen Yapay Zeka Veri Merkezi Moratoryum Yasası teklifinin geçmesi için sendikaların destek vermesini öneriyor. New York Valisi’nin bu doğrultuda verdiği imzayı örnek olarak göstererek diğer eyaletlerde de benzer moratoryumların desteklenmesinin önemine işaret ediyor. Moratoryum hedefine ulaşıldıktan sonra emek hareketinin tüm endüstrilerde çalışanların YZ’ nin potansiyel yararlarından eşit olarak paylarını almaları için bir dizi talep etrafında biraraya gelmeleri gerektiğini de ekliyor.

Bununla birlikte, sadece bir moratoryumun işçi odaklı bir teknolojik gelişme sağlayamayacağına dikkat çekerek, veri merkezlerinin etkilerinin incelenmesi ve kuralların oluşturulması için yasa koyucular üzerinde baskı oluşturulması gerektiğini vurguluyor. Kendi sendikasının üyeleri arasında yürütülen bir araştırmada YZ’ nin işten çıkarma, gözetim sonucunda YZ modellerinin neden olduğu hatalar nedeniyle çalışanları cezalandırmaya kadar giden vakalar gibi çok sayıda olumsuz etkisi saptanmış.

Yazara göre, New York tarafından alınan, devlet bir düzenleme yapmadıkça, bir yıl süreyle lisans vermeme kararı yeterli olmamakla birlikte ilk adım oluşturmakta. Bu karar Rockland bölgesinde 77 milyon ABD$ vergi indirimi alan bir veri merkezinin sadece bir uzun erimli istihdam olanağı yaratması karşısında alınmış. Belirtildiğine göre, bu durum ABD tarihinde yaratılan iş olanakları dikkate alındığında vergi ödeyenler açısından en yüksek teşvik anlamına geliyor. Yapılan araştırmalara göre, veri merkezleri diğer sanayilere kıyasla birim yatırım başına, ağırlıkla bazı teknisyenler ve güvenlik görevlileri olmak üzere, çok az kalıcı istihdam olanağı yaratan bir alan.

Yazar kendi memleketi olan Teksas’ta çalışmakta olan 335 YZ bazlı veri merkezinin neden olduğu tüketimin elektrik fiyatlarını arttırdığı, 248 adet veri merkezinin daha planlandığı ve bunların gaz türbinlerine dayalı elektrik üretiminde patlama yaratacağına da yazısında değiniyor.

Vurguladığı mesele, sendikalar birlikte davranırsa, üyelerinin birbirleriyle çatışma ortamına sürüklenmesi yerine, çalışanların ve sendikalarının milyarderlere geçici işler için yalvarmalarına gerek kalmayacağı. Sendikasının temsil ettiği binlerce ofis, imalat ve sağlık çalışanı için de sosyal ve ekonomik ihtiyaçlarının karşılanacağı bir geleceğin mümkün olduğunu bildiğini, ancak gidişatın bu yönde olmadığını ekliyor. Daha yüksek ücretler, daha az haftalık çalışma saatleri veya tehlikeli işlerin bertaraf edilmesi gibi YZ’ nin yaratacağı faydalar her ne ise bunlardan gereken payın elde edilmesi gerektiğini belirtiyor. Bunların yanı sıra yapılacak düzenlemelerde veri merkezlerinin sürdürülebilirliğinin, yöredeki toplulukların onayının ve işgücünün hakkı olan ücretleri alması konusunun dikkate alması gerektiğini ifade ediyor. Yazısını, “Onların algoritmalarını bizim verilerimiz, gelişmelerini bizim vergilerimiz besliyor; bizim topluluklarımız onlara ev sahipliği yapıyor.” diyerek tamamlıyor.

Veri merkezi yapımının diğer yüzü: Brezilya’dan bir örnek

Veri merkezlerinin hızla artan inşası ve işçi hakları konusundaki haberlerden biri de Agência Pública’ nın araştırmasına dayandırılarak openDemocracy sayfasında yer verilen, Brezilya’ nın São Paulo metropol alanındaki Scala veri merkezi kompleksinin inşaatındaki işçilerin çalışma koşulları ile ilgili (2). Devasa kapasitede olduğu belirtilen YZ bazlı Scala veri merkezi kompleksi Amazon ve Oracle gibi sektörün büyüklerine hizmet vermek üzere planlanmış durumda.

Scala bu tür mega yapıların hızla inşa edilmesinde ün yapmış, tescilli inşaat teknikleri kullanan ve Brezilya’ daki inşa edilmiş veri merkezlerinin dörtte birini yapan bir şirket. İleriye dönük büyüme planları mevcut; bunların arasında ülkedeki veri merkezlerinin kapasitesinin altı katı kapasiteye sahip tek bir veri merkezi inşaatı da var.

Brezilya Latin Amerika’da veri merkezlerinin önde gelen piyasası durumunda. Hükümet önümüzdeki on yıl içinde önemli teşviklerle 300 milyar sterlin civarında özel yatırım çekmeyi umut ediyor. Hızla artan veri merkezi inşaatları bu alanda çok sayıda işçinin istihdamını da gerektiriyor.

Scala şirketinin tescilli hızlı teslim teknolojisinin işçiler üzerindeki etkisi Brezilya kökenli bir araştırmacı haber merkezi olan Agência Pública tarafından araştırılmış.  Scala şirketi tanıtımında “Tüm işlemlerinde güvenlik, sağlık ve tüm insanların iyiliğini” öncelikleri arasında saymakla birlikte montajda çalışan bir ustabaşı çalışma koşullarını “cehenneme” benzeterek bir ay boyunca haftada 70 saat çalıştıklarını ve fazla mesailer dahil yasal 54 saatlik haftalık çalışma süresini aştıklarını belirtiyor. Agência Pública iş mahkemelerindeki 11 davanın dosyalarını incelemiş, işçiler ve sendikacılarla görüşmeler yapmış, talep üzerine bilgileri konuyla ilgili soruşturma bürolarındaki görevlilere teslim etmiş.

Hemen hemen tüm şikayetler karşılığı ödenmeyen fazla çalışma saatleri, tehlikeli işlerle ilgili eksik ödemeler ve sağlıksız iş koşulları konularında; ayrıca sözleşme dışı işlerin yaptırılması, kişisel koruma ve güvenlik ekipmanlarının eksikliği, sahada yeterli eğitim verilmemesi, ayrıca karşı karşıya kalınan koşullar nedeniyle manevi tazminat talebi de söz konusu.

İş davaları ile ilgili savcılık ofisi de Scala veri merkezlerinde çok yorucu iş günleri, izin verilebilir sınırları aşan fazla mesai, yasal olarak zorunlu olan araların çoğunlukla verilmemesi, kişisel koruyucu ekipmanın bulunmaması ve işyerinde bir işçinin yanması ile sonuçlanan iş kazası konularında üç soruşturmanın da sürmekte olduğunu teyit ediyor.

Bölgedeki Metal İşçileri Sendikası başkanı, yeterli sayıda eleman istihdam etmeyen bir şirket için işçilerin kantin, tuvalet gibi herhangi bir olanak sağlanmadan, günde 10 saatlik sürelerle geç saatlere kadar çalışmaya zorlandığını belirtiyor; daha önceden montaj yapan ve şimdi kısmi sağırlıkla karşı karşıya kalan bir işçi de veri merkezlerinde çalışmanın önünde kapılar açacağını düşünürken şimdi tam tersine fiziksel durumu nedeniyle bazı işlerde çalışamaz hale geldiğini söylüyor. Veri merkezleri inşaatı tehlikeli işleri kapsıyor; tahmin edileceği üzere iş alt müteahhitlere verilmiş durumda; sahada yeterli eğitimin verilmemesi, iş ve işçi sağlığı ve güvenliği kurallarına uyulmaması sonucunda kazalarla karşılaşmamak mümkün değil. Bunlara karşılık, işveren tarafının iddiaları reddetmesi, beş davanın işveren lehine sonuçlanması gibi hususlar şaşırtıcı değil.

Haberde verilen bilgilere göre, Scala, Trump’ ın bir arkadaşı tarafından kurulan, son zamanlarda SoftBank/Japonya tarafından alınan ABD kökenli fon yönetim şirketi olan DigitalBridge’ in 2020 yılında kurduğu bir şirket. Diğer yatırımcılar, Dünya Bankası’ nın iştiraki olan Uluslararası Finans Kurumu (IFC), ABD, Hong Kong ve Londra’ da ofisleri olan yatırım fonu Coatue, Kanada emekli fonu IMCO, milyarlarca dolarlık küresel yatırım portföyü olan çok uluslu Olayan Grup. Scala, devlet sahipliğindeki Brezilya Kalkınma Bankası (BNDES)’ ndan 44 milyon sterlin kredi almış; ayrıca Banco do Brasil de veri merkezleri için prefabrik modüllerin yapımının arttırılmasına yönelik 21,6 milyon $’ lık krediyi onaylamış durumda. Proje kapsamında başka bankalar da devrede. Agencio Brasil çalışma koşulları konusunda finans kurumlarından görüş istemiş; ancak sadece IFC, BNDES ve iki banka çalışanların sağlık ve güvenliği ile ilgili kurum politikalarını belirterek yanıt vermiş.

Brezilya’ da veri merkezlerinin istihdam olanaklarını arttıracağına ilişkin propaganda yapılmakla birlikte, konunun uzmanları yaratılan iş olanağının geçici olduğuna, bu alanın istihdam politikasının bir bileşeni olarak görülmemesi gerektiğine işaret ediyor. Bir işçi “Veri merkezleri birçok iş olanağı yaratacaklarını iddia ediyor, ama sadece inşat bitene kadar” diyor.  Sonuç olarak, teknoloji değişiyor olabilir ama sistemin temel niteliklerinin aynı şekilde devam ettiği söylenebilir.

 

Kaynaklar:

1-Tyler Turner, The Guardian, 14 Eylül 2026, Labor unions must unite against AI datacenters | Tyler Turner | The Guardian

2- Naira Hoffmeister, openDemocracy, 18 Eylül 2026, AI’s data centre construction boom is crushing workers

Görsel: openDemocracy’ den

Scroll to Top