Önde gelen YZ girişimcilerinin bilimsel yayınları çok az

Çeviren: M. Nilgün Ercan

Science Dergisi’nde yer alan “Önde gelen YZ start up şirketleri araştırmalarını nadiren yayımlıyor” başlıklı bir yazı YZ teknolojisindeki hızlı gelişmelere karşılık, bu alanda baçı çeken girişimci şirketlerin bilimsel yayınlar açısından çok geride kaldığına işaret ediyor (1). Biyoloji ve yaşam bilimleri alanında serbest bir ön baskı (preprint: Henüz hakem incelemesinden geçmemiş araştırma) platformu olan bioRxiv’de yer alan bir çalışmaya dayanarak hazırlanan yazı, YZ modelleri konusunda hızla ilerleyen rekabet sürecinde pek de değinilmeyen bu hususa dikkat çektiği için önemli sayılır. Aşağıda Celina Zhao imzasıyla Science Dergisi’nde yayımlanan yazının çevirisini paylaşıyoruz:

“Günümüzün en büyük YZ start up firmaları cesur vaatler vermek konusunda hiç eksiklik çekmiyor. Teknolojilerinin yazılım geliştirilmesi, ilaç buluşları ve bilimsel araştırmada devrim yaratacağını övünerek açıklıyorlar.

Ancak, 16 Temmuz’da bioRxiv platformuna gönderilen ön baskı halindeki bir makalede, bu firmalardan çoğunun bilimin en temel uygulamalarından birini çok az yerine getirdiği ortaya kondu: Bilimsel literatürdeki buluşları kamuoyu önünde belgelemek, bu şekilde diğer araştırmacıların değerlendirmesini ve onların önceden yapılanlar üzerine yeni çalışmalar yapmasını sağlamak. Yeni analizlere göre, büyük YZ girişimci şirketlerinin (unicorns) -değeri 1 milyar ABD üzerinde olan özel şirketler- yarısından fazlası bilimsel makale veya ön baskı yayımlamakta hiç de başı çekmiyorlar. Toplu olarak, 2025 yılında basılan her 1000 YZ makalesinin sadece biri bunlara ait.

Makalenin ortak yazarlarından Stanford Üniversitesi’nden meta bilim uzmanı John Ioannidis “Bilimi şekillendireceği düşünülen ve bilimsel potansiyel açısından bu kadar gelişmiş bir alanda bilimsel belgelemenin olmaması garip bir çelişki” diyor. “Söylediklerinin gerçek, doğrulanmış ve yeniden üretilebilir olduğuna nasıl karar verebiliriz?” diye ekliyor. Başkaları da yayınlardaki azlığın YZ’ nin enerji kullanımı ve güvenlik dahil toplumsal etkilerini değerlendirmeyi daha zor hale getirdiğini söylüyor.

Diğer yandan, Alberta Üniversitesi’nden YZ etiği alanında uzman Mohamed Abdalla söz konusu bulguların, bilimsel normları karşılamak açısından bir eksiklik olarak görülmesinden çok, ticari YZ geliştiricilerini teşvik eden unsurları yansıttığını belirtiyor. “Bilimsel ilerlemeyi sağlamak şirketin işi değil; şirketin işi parayı ilerletmektir.” diyor.

İoannidis, uzun süredir önde gelen YZ şirketlerinin, özellikle biyoteknolojide bilimsel literatür ile nasıl bağlantı kurduklarını incelemekteydi. (Kendisi, kan testleri konusunda sahte verilere dayandığı ispatlanan Theranos adlı start up şirketinin hakem incelemesinden geçmiş çalışmalarının eksikliğini 2015’ te ilk kez kamuoyu önünde mercek altına alan kişiydi.) YZ alanındaki teknoloji şirketlerinin benzer örnekleri sergileyip sergilemeyeceğini merak ediyordu.

Bunu bulgulamak amacıyla, kendisi ve ekibi önce 1998’den 2025’e kadar varlığını sürdüren 317 girişimci YZ şirketini belirledi. Sonra, bu start up şirketleriyle bağlantılı, dergi makaleleri, konferans bildirileri, inceleme ve ön baskılar dahil, yayınları araştırdılar. Start up şirketinin çalışmaya önemli bir katkı sağladığını göstermesi açısından, şirketin bir araştırmacısının yayında ilk veya son yazar olarak başı çektiği yayınları seçtiler. Nihai veri seti, 1389’ u hakem incelemesinden geçmiş, 688’ i ön baskı olmak üzere 2077 son haline gelmiş yayını kapsıyordu.

Analizin ortaya koyduğuna göre, start up şirketlerinin yarısından fazlası tek bir nitelikli makale bile üretmemiş bulunuyor. Bilimsel etkilerinin daha da fazla belli ellerde toplanmış olduğu ortaya çıktı; tüm atıfların %90’ından fazlası tepedeki şirketlerin ancak %5’ine ait. OpenAI tek başına veri setlerinde tüm atıfların yaklaşık %40’ını oluşturuyor; onu Çin merkezli bilgisayarlı görüntü konusunda uzman Megvii şirketi ve ayrıca Hugging Face platformu takip ediyor. Hatta en üretken şirketlerde bile, çıktıların çoğu tekrar eden yazarlardan oluşan aynı küçük gruptan geliyor. Örneğin, OpenAI’nin kabaca 4500 çalışanı istihdam etmesine karşılık sadece 8 araştırmacısı beş ya da daha fazla nitelikli makalenin yazarı.

Endüstrinin nasıl yapılandığını bilen bazı YZ araştırmacıları için bulgular şaşırtıcı değil. Örneğin, Arkansas Üniversitesi’nden YZ araştırmacısı Nur Ahmed, yayınlanmış buluşların patent ile korunduğu farmasötik sanayinin aksine, YZ şirketlerinin kamuoyuna açıklanmış teknik gelişmelerden çoğunlukla az kazanç elde ettiklerini öğrendiklerini aktarıyor. Abdalla, Google şirketinin, dönüm noktası niteliğindeki transformer (dönüştürücü)-bugünkü büyük dil modellerinin temelini oluşturan mimari- üzerine yazılmış 2017 tarihli makalesinin öğretici nitelikte klasik bir örnek haline geldiğini ekliyor. Google teknolojinin temel yönlerinin patentini almış olsa da hiç kimsenin Google’ a bunun için ödeme yaptığını zannetmediğini söylüyor.

Aynı zamanda start up şirketleri, hakem incelemesi aylar hatta yıllar alabilen akademiye kıyasla çok daha hızlı zaman akışında iş yapıyor. Bu nedenle çoğu şirket, Hugging Face şirketinde YZ politikaları konusunda araştırmacı olan Avijit Ghosh tarafından “araştırmanın bloglaşması” olarak adlandırılan yöntemi benimsiyor; yeni modellerin duyurulması ve kodlarla veri setlerinin açıklanmasında bilimsel dergilerden çok blog gönderileri ve teknik raporlar kullanılıyor. Ghosh, yapılan analizin bu çıktıları takip etmediğine işaret ediyor.

Ghosh yayınların dergilerde veya bloglarda yapılmasının tartışmanın merkezinde yer almaması gerektiğini düşünüyor. Başkalarının bağımsız olarak doğrulaması ve çalışmalarını dayandırması için (bir modelin bir bilgi istemini nasıl yorumladığı ve cevapladığına dair belirleyici nitelikteki sayısal parametreler olan) model ağırlıklarını, kod veya veri setlerini şirketlerin yeterli şekilde açıklayıp açıklamamasının önemli olduğunu belirtiyor.

Araştırma aynı zamanda Çin merkezli şirketlerin ABD kökenli muadillerine göre daha fazla makale yayınladığını ortaya koydu. Başlıca ABD şirketlerinin ileri laboratuvarları en yetenekli modellerinin ayrıntılarını gizli veya “kapalı kaynak” halinde tutarken, önde gelen Çin firmaları “açık kaynak” modelleri benimsiyor. Çalışmaya dahil edilen Çin kökenli start up firmalarından Moonshot AI, -bugüne kadarki en güçlü açık modellerden biri olan- Kimi K3 modelinin gizliliğini kaldırdı ve model ağırlıklarını Hugging Face platformu üzerinden Temmuz 2026’ da kamuoyuna açıkladı.

Ancak, modeller açık veya kapalı olsun, güçlü üretken YZ modellerinin hızla ilerlemesi California, Berkeley, Üniversitesi’ndeki bilgisayar bilimcisi Emma Pierson’ u kaygılandırıyor. YZ araştırmalarının- serbestçe yayınlanmış olsun veya gizli tutulsun fark etmeksizin- ciddi toplumsal ve güvenlik endişeleri yaratan modellerin hızla ilerlemesi yönünde risk oluşturduğunu savunuyor ve “Eğer kanseri tedavi eden YZ alanında yarışıyor olsaydık “Harika, tam yol ileri” derdim, ama gelişmesi için yarıştığımız şey bu değil; doğru değil mi?” diyor.”

Yukarıda çevirisi verilen yazıya ek olarak, geçtiğimiz Temmuz ayının sonlarında aralarında OpenAI, Anthropic, Google Deep Mind, Meta gibi şirketlerden yönetici konumundaki kişilerin de bulunduğu 1000’i aşkın çalışanın ABD yönetimine ilettiği açık mektupta YZ’ nın gelişmesinin yavaşlatılması çağrısı yapılarak, hızla gelişen sistemlerin kontrolden çıkabileceği uyarısı yapıldığı (2) gözönünde bulundurulduğunda şirketler ve ülkeler arasındaki rekabetin yarattığı risklerin geldiği aşama daha iyi anlaşılabilir.

Kaynak:

Görsel: (1) no.lu kaynaktan alındı.

Scroll to Top