
Derleyen: M. Nilgün Ercan
Dünya Ekonomik Forumu (WEF) internet sayfasında 13 Mayıs 2026 tarihinde, KPMG tarafından yayımlanan bir araştırmanın sonuçlarını ele alan “YZ neden enerji dönüşümünü hızlandırmak için kilit olacak?” başlıklı bir yazı yer aldı. KPMG, Deloitte, Ernst&Young, PricewaterhouseCoopers ile birlikte dünyanın en büyük dört denetim-danışma kuruluşundan biri. Yazıda yer alan bilgilerin dayandırıldığı Kasım 2025 tarihli araştırmanın, küresel ölçekte 20 piyasayı kapsayan (yenilenebilir enerji, altyapı tedarikçisi ve kamu hizmeti sağlayan şirketler gibi) enerji üreticileri ile (büyük ölçekli bulut hizmeti sağlayan şirketler, teknoloji şirketleri ve veri merkezi işletmecileri gibi) başlıca enerji tüketicilerinin yöneticileri arasında yapıldığı belirtiliyor.
Yazıda YZ’ nin herhangi bir teknolojiden daha hızlı gelişme gösterdiğine, birkaç yıl içinde deneysel düzeyden küresel ölçekte üretkenlik ve inovasyon aracı haline geldiğine dikkat çekiliyor. KPMG’ nin araştırmasına atıfta bulunularak, bu gelişmenin temiz enerjiye geçiş ve iklim hedeflerine olan etkileri ele alınıyor.
YZ’ nin imalattan ulaşıma, tarımdan yapılara kadar birçok alan ile ilgili tedarik zincirlerinde sürdürülebilirlik için ilerleme sağlama potansiyeli taşıdığı, ancak altyapı darboğazları, politikalardaki gecikmeler ve finansal engellerin bu ivmeyi yavaşlattığına dikkat çekiliyor. Engellerle olanaklar arasındaki boşluğun gelecek 24 ay içinde kapatılmasının belirleyici olacağı ileri sürülmekte.
Özellikle yükselen ekonomilerde elektrik üretiminde öne çıkan kömüre dayalı üretimin son bulması, temiz enerjiye verilecek fon ve destekler sonucunda kömür santrallarının emekli edilmesi veya dönüştürülmesinin iklim hedeflerine ulaşılmasında önemli bir unsur olduğu üzerinde duruluyor. Temiz enerji için yenilikçi finans ve yatırım olanakları geliştirilerek kömürden temiz enerjiye geçişi hızlandırmak, bir yandan kömür santralları kapatılırken şebeke işletmecilerine verimi iyileştirmek için yardımcı olmak, enerji talebini önceden tahmin edebilmek ve yenilenebilir kaynakları şebekeye entegre etmek için YZ’ nin gerekli olduğu vurgulanıyor.
KPMG’ nin çalışmasına göre, çok sayıda yönetici üç yıl içinde büyük yapısal değişiklikler bekliyor ve planlarını 2027 sonrasına göre yapıyor. Bu saptamalara göre, YZ bağlantılı enerji piyasası yükselen talep, yeni arz modelleri ve gelişen altyapı ile küresel enerji üretimi ve kullanımını yeniden şekillendirecek. Önlem alınmadığı takdirde 2027 sonrasında, sınırlı şebeke kapasitesi, yoğun talebe cevap veremeyen izin mekanizmaları ve artan rekabet sonucunda piyasada yetersizlik durumu ile karşılaşılacağı, buna bağlı olarak maliyetlerin yükseleceği öngörülüyor. Bu nedenle, şirketlere şimdiden öngörülebilir maliyetlerden yararlanarak dönüşüm için harekete geçmeleri tavsiye ediliyor. Bu arada, yazıda belirtildiğine göre, 2027 itibariyle başlıca veri ve YZ işletmecilerinin %62’ sinin yenilenebilir enerjiye yatırım yaparak kendi enerjilerini üretmeleri beklentisi de var.
YZ’ nin enerji ayak izinin görünen bir gerçeklik olduğu ancak iklim için sağlayacağı faydanın daha büyük olduğu belirtilerek, gerçek zamanlı olarak şebeke işletmecilerine talep ve yenilenebilir enerji arzını dengeleme olanağı sunduğu, endüstriyel verimliliği iyileştireceği, iklim modellemelerini geliştireceği, atıkları azaltacağı ve temiz enerjiye geçişi hızlandıracağı vurgulanıyor. Yazıda yer alan, enerji dönüşümünün son üç on yılında ilk kez ekonomi ile etik arasında uyum oluştuğu ifadesi de ilginç. YZ’ nin hızlı büyümesinin bir ekonomik gereklilik oluşturduğu, bu durumun sonuçta temiz enerjinin büyük ölçüde kullanımını durdurulamaz hale getirdiği belirtiliyor.
Bu türden iyimser öngörülerin yanında enerji dönüşümüne ilişkin önemli engellerin olduğuna da dikkat çekilmekte:
-Taahhüt: Yöneticilerin %96’ sı yenilenebilir enerjinin gelecekteki YZ talebini karşılayabileceğine inanmakla birlikte fiyatların artması veya kullanımın yavaşlaması halinde ancak %13’ ü temiz enerji kullanımında ısrarlı görünüyor.
-Zaman farkı: YZ aylar içinde gelişim sağlıyor ancak yenilenebilir enerji altyapısının geliştirilmesi için yıllar gerekiyor. İzin süreçleri, şebeke bağlantıları ve yapım süresi 3-5 yıl arasında değişebiliyor.
-Altyapı engelleri: Eski teknolojiye dayalı iletim hatları ve gereken yatırımların yapılmaması nedeniyle iletim yeni bir darboğaz oluşturabilir.
-Politik açmazlar: YZ yarışı sürüyor, kamu politikaları buna ayak uydurmaya çalışıyor; ancak politika alanındaki atalet belirsizlik yaratarak yatırımları geciktirebilir.
-Finansman ve maliyet sorunları: Yenilenebilir enerjinin kullanımı için yeni finansman modelleri geliştirilse bile, yüksek maliyetler ve fonların yeterli olmaması projelerin duraklamasına neden olabilir.
Yazıda, engellerin fırsata çevrilmesi ve YZ’ nin iklim kontrolünde anlamlı bir rol üstlenebilmesi için tarafların tüm enerji tedarik zinciri boyunca koordinasyon içinde ve cesur adımlar atması gerektiği ileri sürülüyor:
-Büyük bulut hizmeti tedarikçileri (Hyperscalers): Talep sinyallerini harekete geçirmeli, ihtiyaca cevap verecek yatırımları yapmalı, ekosistemi hızlandırmalı,
-Kurumlar: Şebekeleri, YZ kullanarak gerçek zamanlı tahminleri yapabilecek ve yenilenebilir kaynakları entegre edecek akıllı, dinamik sistemlere dönüştürmeli,
-Geliştiriciler: Temiz enerjiyi hızla, istenen ölçekte arz edebilmeli, esnek işletme ve depolamayı yapabilmeli, stratejik ortaklıklar oluşturmalı,
-Yatırımcılar: YZ güdümlü temiz enerji çözümlerine yönelik sermaye tahsisine öncelik vermeli,
-Hükümetler: İzin süreçleri ve şebeke altyapısına özel sektörün yatırım yapmasını hızlandırmak için politika çerçevelerini düzenlemeli.
Rapordan örnekler:
Yazıda ele alınan araştırma, YZ’ nin enerji krizi yaratacağı yönündeki görüşlere karşı tam tersine, YZ’ nin temiz enerjiye olan talebi ivmelendirme, emisyon azaltımlarını optimize etme, enerji verimliliğini iyileştirme ve dirençli bir enerji sistemi oluşturma yoluyla enerji dönüşümü ve iklim kontrolüne katkı sağlayacağı yönünde görüşler içeriyor. Rapor’ da YZ’ nin çeşitli sektörlerdeki kullanımının yarattığı olumlu sonuçları gösteren örneklere de yer veriliyor:
Enerji sistemleri: YZ elektrik üretimi ve dağıtımında yenilenebilir kaynakların entegrasyonu ve yönetimi için tahmin yapma ve şebeke optimizasyonunda rol oynuyor. Örneğin, ABD’ de, en büyük şebeke işletmecisi olan PJM YZ’ yi dalgalanan arzı dengelemek, şebeke bağlantılarını hızlandırmak ve mevcut varlıkları daha iyi değerlendirmek amacıyla kullanıyor. KPMG’ nin araştırmasında enerji sektöründeki yöneticilerin %97’ si YZ’ yi düşük karbonlu dönüşümde net pozitif etki yapacak bir teknoloji olarak gördüklerini beyan etmiş durumda.
Ulaşım: Bu alanda YZ’ nin etkisi en fazla gökyüzünde görülüyor. Google Research, Breakthrough Energy ve American Airlines şirketleri arasındaki işbirliği sonucunda uçağın arkasında bıraktığı yoğuşma ile oluşan ve sera gazı etkisi gösterebilen bulutlar (contrail) %50 ‘yi aşan oranda azalmış. Yerde ise, YZ arıza oluşmasından önce bakım hizmetlerini öngörmek, kargo rotalarını optimize etmek ve otonom elektrikli araç filolarını koordine etmek gibi faaliyet alanlarında rol oynamakta. Sonuçta, daha az yakıt kullanımı, daha az gecikme ve daha fazla güvenilirlik elde edilmekte.
Gıda ve tarım: YZ destekli çiftçiliğin yetiştiricilerin su, gübre ve enerjiyi daha verimli kullanmalarına yardımcı olduğu belirtiliyor. Ürünlerin/ekinlerin dronlarla gözetim sonucunda hastalıkların tespit edilmesi, akıllı sulama ile hem hasılat iyileşmekte hem de çevresel etkiler azaltılmakta.
İmalat: Kestirimci analizlerle maliyeti yüksek olan duruşlar/kesinti süreleri önlenmekte. Dijital ikizler mühendislerin fiziki değişikliklere girişmeden önce karbon azaltma senaryolarını değerlendirmelerine olanak sağlamakta.
Yapılar: Ticari binalar ve büyük kampüslerde YZ bazlı kontrol sistemleri enerji kullanımı ve işletme maliyetlerinde önemli düzeyde azalma gerçekleşmekte; oturanların alanı nasıl kullanacaklarını öğrenmesi ve gerçek zamanlı ısıtma, soğutma ve aydınlatma ayarlamaları ile bu sistemler sürdürülebilirliğe katkı sağlamakta.
Rapor, genellikle YZ’ ye iklim açısından bir tehdit olarak bakıldığı, halbuki söz konusu teknolojinin iklim politikalarını ilerletici bir etkisi olduğuna işaret ediyor. Ayrıca, sonuç olarak YZ’ nin sadece takviye edici bir teknoloji olmakla kalmadığı, tüm sistemi en iyi hale getiren ve koordinasyon sağlayan bir enstrüman gibi ele alınması gerektiği ileri sürülüyor. Buradan hareketle şirketlere YZ’ nin enerji ayak izi gibi maliyetler açısından değil, daha temiz, akıllı ve dirençli sistemler oluşturmak üzere bir yatırım olarak bakmaları öneriliyor. YZ’ nin enerji talebinin açık bir gerçeklik olmakla birlikte geciken altyapı iyileştirmeleri, temiz enerji üretimi ve teknoloji tedarikçileri, kamu hizmet kuruluşları ve hükümetler arasındaki işbirliğini harekete geçirdiğinin de dikkate alınması gerektiği belirtiliyor. YZ’ nin talep tahminlerini yapma, şebekeyi optimize etme, düşük karbonlu malzemeleri tasarlama, ulaşımı ve endüstriyi karbonsuzlaştırma ve dönüşümün her boyutunda hızlanma sağlama gibi özellikleri nedeniyle pozitif etkileri olacağına dikkat çekilerek organizasyonların /şirketlerin enerji ve YZ stratejilerini entegre etmeleri öneriliyor.
Yukarıda da belirtildiği gibi, parçalı düzenlemeler, yeterli olmayan veri erişimi, yasal altyapı ve kısa vadeli planlama gibi belirli engellerin aşılması gerekiyor. YZ-enerji entegrasyonunun sağlanması ama veri ekosistemlerinin paylaşımı, uyarlanabilir yönetişim, temiz enerji altyapısına yatırım ve kamu-özel ortaklığının pilot projelerden öteye geçmesi gibi öneriler yapılıyor. Rapor’ a göre bu doğrultuda YZ’ yi yavaşlatmak değil, yönlendirmek esas alınmalı; bu yapılabilirse başta yük ve maliyet unsuru gibi görünen YZ net sıfıra ulaşmak için en güçlü müttefik haline gelebilir.
İş dünyası odağa alınarak hazırlanan Raporda yer alan hususların tartışmaya yol açacak nitelikte olduğu da göz önünde bulundurulmalı. Bir zamanlar “maddeden (malzemeden) arındırılmış (?)” bir ekonomiye geçisin müjdesi olarak sunulan enformasyon teknolojisi kapsamında hızla gelişen dijital teknoloji ve onun gelinen üst noktası olarak nitelendirilebilecek yapay zekanın çevresel etkilerinin sadece elektrik talep artışı ile sınırlı olmadığı biliniyor. YZ uygulamaları için yarı-iletkenler, mikroelektronik, veri depolama ile ilgili donanımın, optik bileşenlerin ve gerekli olan diğer elemanların imalatında madenlere ve bunların işlenerek yararlı malzemelere dönüştürülmesine ihtiyaç olduğu açık. Buna “yeşil dönüşüm” olarak nitelendirilen sürecin arttırdığı maden/malzeme ihtiyacı, bu temelde gelişen uluslararası rekabet ve gerilimler, artan madencilik faaliyetleri ile veri merkezlerinin su tüketimi, başta güneş panelleri, biyoyakıt üretimi amaçlı plantasyonlar gibi uygulamaların tarım arazisi, ormanlar ve biyoçeşitlilik üzerindeki olumsuz etkileri de eklenmeli. Öte yandan, bu tür raporlarda YZ tedarikçilerinin pazarlarını büyütme girişimlerini de görmemek mümkün değil. Yazıda yer aldığı şekliyle iklim değişikliğini kontrol altına alma uygulamaları doğrultusunda YZ’ yi yenilenebilir enerji yatırımlarının hızlandırılmasında kilit olarak nitelendirmek de öncelik sıralamasını karıştırarak arabayı atın önüne koşmak izlenimini veriyor. Buna karşılık, rekabet halindeki dijital teknoloji şirketlerinin veri merkezlerinin artan elektrik ihtiyacını karşılamak için şimdiden doğal gaz ve nükleer enerjiye yöneldikleri de dikkate alınırsa söz konusu Rapora belki göreceli olarak daha olumlu bir gözle bakılabilir. Ancak, esas olarak sermayenin sınırsız büyüme eğiliminin olduğu bir sistemde, iklim dahil ekolojik tahribatın teknolojik çözümlerle önlenemeyeceğini de görmek gerekli.
Kaynaklar:
1-Anish De, WEF internet sayfası, 13 Mayıs 2026, Why AI will be key to accelerating the energy transition | World Economic Forum
2- KPMG, AI’ s dual promise: Enabling positive climate outcomes and powering the energy transition, Kasım 2025, AI’s dual promise: Enabling climate outcomes and powering the energy transition
Görsel: KMPG