
Derleyen: M. Nilgün Ercan
Londra merkezli bir siyasal düşünce kuruluşu olan Chatham House- Uluslararası İşler Kraliyet Enstitüsü tarafından Şubat 2026’ da yayımlanan bir araştırma makalesinde, ABD ve Çin hakimiyeti altında süren Yapay Zeka yarışında “orta güçler” (Middle powers) olarak adlandırılan ülkelerin bu alanda nasıl bir yol izlemeleri gerektiğine ilişkin yorumlar ele alınıyor (1).
Çeşitli sınıflandırmalar birbirleriyle farklılık gösterse de “orta güçler” ABD ve Çin gibi büyük güçlerin dışında, ancak küresel politik ilişkilerde diplomatik, ekonomik ve bazen askeri etki gücü olan ülkeler grubu olarak tanımlanıyor. Kimi gruplandırmalarda Türkiye’ nin de yer aldığı bu ülkeler arasında Kanada, Avustralya, Güney Kore, ayrıca küresel güneyde Brezilya, Arjantin ve Endonezya sayılıyor.
Makalede, genel olarak özetlenecek olursa, ülkelerin ulusal YZ yeteneklerini ve teknolojik kontrolü iyileştirmek için adımlar atabilecekleri; ancak ABD ve Çin’ in hakimiyetinin karşısında tamamen bağımsızlığa erişmenin mümkün görülmediği belirtilerek, orta güçler dedikleri ülkelerin YZ konusunda anlamlı olabilecek bir egemenlik arayışı için pragmatik yollara ihtiyacı olduğu üzerinde duruluyor. Mevcut durumda ABD ileri teknolojiye sahip tescilli modeller ve Gemini/Google, Copilot/Microsoft ve ChatGPT-5/ OpenAI gibi sohbet robotları alanında hakimiyetini sürdürürken Çin gelişmiş açık kaynak alternatifleri konusunda küresel lider olma yolunda ilerliyor.
Orta güçler olarak tanımlanan ülkeler grubu için YZ üzerinde hakimiyet kazanmanın neden önemli olduğuna ilişkin gerekçe şöyle aktarılmakta: YZ’ nin geliştirilmesi, kullanılması ve yönetişimi konusunda güvenli bir etki alanı oluşturamayan orta güçler büyük olasılıkla ekonomileri, toplumları, siyasal sistemleri ve küresel ekonomideki pozisyonları üzerindeki kontrolü de kaybedecekler. Bu nedenle, YZ konusunda hakimiyet elde etmek (ki bu durum YZ ile ilgili politika seçeneklerinde özerkliği koruyabilmek, YZ’ nin ulusal çıkarlara yararlı olacak şekilde gelişmesini sağlamak ve dış aktörlere sağlıksız bağımlılıklar oluşmasından uzak durmak gibi hususları kapsamakta), askerî güç ve ekonomik politikalar kadar temel bir ulusal güç unsuru haline geliyor.
Günümüzde orta güçteki ülkeler nereye kadar rekabet edecekleri, kiminle iş birliği yapacakları ve bağımlılığı nereye kadar kabul edebilecekleri konularında kritik tercihler yapmak durumundalar. Yatırımlar ve ileri teknoloji alanında ABD ve Çin ile rekabet edemezlerse bile YZ’ nin gelecek on yılın şekillendirmek konusunda şansları olabilir. Bu konuda yapacakları hatalar giderek yoğunlaşan YZ yarışında bağımsızlıklarını kaybetmelerine neden olabilir.
Bu gruptaki ülkelerin YZ konusunda egemenliği elde etmek amacıyla dört alanda pragmatik tercihler yapabileceği belirtiliyor:
Uzmanlaşma: Küresel YZ tedarik zincirinde avantaj ve kısmi özerklik sağlayacak şekilde özelleşmiş pazarlar oluşturmak tercih edilebilir. Orta güçteki ülkeler YZ tedarik zincirinde rekabetçi olmak yerine kaynaklarını belirli bir alanda uzmanlaşmaya yoğunlaştırabilir. Bunlar, donanımın bileşenleri, özellikli çip imalatı, veri merkezleri için enerji altyapısı veya belirli alanlarda YZ aplikasyonları olabilir. Bu doğrultuda,
-Ulusal ölçekte güçlü olan yanlarını küresel avantaja dönüştürmek amacıyla, özelleşmiş alanları belirlemek için tedarik zincirlerinde değerlendirmeler yapılmalı, kaynaklar belirli bir iki alana yönlendirilmeli,
-YZ alanında egemenliğe sahip olmak için uzun vadeli ve risk-bazlı yaklaşımlar geliştirilmeli,
-Gelişmiş YZ firmalarıyla özel uzmanlıkların değişimini sağlayacak ve ileri modellere veya donanıma uzun vadeli erişim için ortaklık müzakereleri yapılmalıdır.
Süper güçle iş birliği: Makaleye göre, karşılıklı erişim ve güvenlik konularında bağımlılıkları kabul ederek bir YZ süper gücünün ekosistemine dahil olmak stratejik bir tercih olabilir. Makalede akut güvenlik tehlikesi içindeki, sınırlı teknik kapasitesi olan ve süper güçlerle güçlü jeopolitik ilişkileri olan ülkeler için bu güçlerle iş birliği yapmanın en akılcı seçenek olduğu belirtilmektedir. Ancak, bu uyum edilgen olmamalıdır. Mümkün olduğu ölçüde, karşılıklı yükümlülükler, erişim garantileri, veri egemenliği şartları ve düzenlemelerin hangi koşullarda askıya alınacağı ikili anlaşmalarla belirlenmeli; uyum anlaşmalarının bozulduğu koşullarda opsiyonları korumak amacıyla yabancı YZ sistemlerini entegre etmek, gözlemlemek ve değerlendirmek için yerli teknik kapasite geliştirilmeli; altyapı yatırımlarını güvenceye almak veya teknoloji transferini sağlamak için coğrafi konum, pazara erişim, enerji kaynakları gibi stratejik varlıkların sağladığı avantajlardan yararlanılmalıdır.
Paylaşma: Kolektif etkiyi arttırmak için benzer ülkelerle bloklar ve ortaklıklar oluşturulabilir. Makaleye göre, AB YZ konusunda lider olamayacaktır; ancak kolektif davranmanın avantajını kullanarak ABD ve Çin karşısında bir dereceye kadar stratejik bir özerklik elde edebilir. Kolektif hareket herhangi bir risk karşısında tek bir ülkeyi izole olmaktan veya baskı altında kalmaktan kurtarabilir. Bunun için,
-YZ modellerini eğitmek ve işletmek için gereken donanımı birlikte satın almak, veri merkezleri kurmak, hedeflenen alanlarda paylaşımlı modeller geliştirmek için bölgesel veya çıkar bazlı paydaşlarla çok yanlı altyapı fonları oluşturmak;
-Satın alma standartları ve düzenleyici çerçeveyi uyumlaştırarak ölçek ekonomisinden yararlanmak ve teknoloji tedarikçileri karşısında pazarlık gücü elde etmek;
-Kolektif ilerlemeyi ve ulusal ölçekte ticarileşmeyi sağlamak için fikri mülkiyet haklarını yapılandırmak, teknik yetenek ve donanımı paylaşmak amacıyla ortak araştırma konsorsiyumları meydana getirmek
gibi önlemler düşünülebilir.
Korumacı yaklaşım: Makaleye göre, hedef alanlarda ulusal kapasiteyi oluştururken farklı yabancı tedarikçilerden kendine en uygun olanlarını seçmek de bir yol olarak düşünülebilir. Güçlü teknik kapasitesi, farklı alanlara yönelmiş ekonomileri ve stratejik esneklik peşinde olan orta güçler için korumacı yaklaşım diğer bir seçenek olabilir. Bir süper gücün ekosistemine katılmak veya bölgesel bir blok ile kaynakları paylaşmak yerine, ülkeler egemenlik kazanmanın zorunlu veya önemli olduğu alanlarda ulusal güçlerini oluşturmak üzere muhtelif yabancı tedarikçilerden işlerine yarayacak beceri-yetenekleri elde eden hibrit bir yaklaşım sergileyebilirler. Bu konuda Japonya ve Singapur örnekleri verilerek, tam özerkliğin gerçekçi olmadığı, onun yerine stratejik bir esneklik kazanmanın, tedarikçileri değiştirmenin, tedarik kesintilerine uyum sağlamanın ve tek bir süper gücün ekosistemine bağlı kalmamanın öne çıktığı bir yaklaşımın benimsenebileceği belirtilmektedir. Bu doğrultuda,
-Kamu YZ alımlarında birden fazla tedarikçinin olduğu birlikte çalışabilir standartları kullanmak;
-Özellikle savunma, gerekli altyapı, hassas hükümet hizmetleri gibi bağımsızlık ve hakimiyet istenen alanlarda yatırım yapmak; diğer alanlarda pragmatik bir bağımlılığı göze almak;
-Jeopolitik gerilimlere bağlı olarak ilk tedarikçiler erişimi engellerse, alternatif ortaklıklar için ön müzakereler ve rezerve edilmiş fonlar gibi, olağan dışı durumlar için mekanizmalar oluşturmak sayılabilir.
YZ hakimiyeti için yapı taşları
Makaledeki yaklaşıma göre, ülkeler bu tercihlerini yaparken veri, hesaplama kapasitesi, gelişmiş modeller, enerji, sanayi, yetenek, altyapı ve güvenden oluşan sekiz kritik alanda kendi konumlarını belirlemeli; hangi alanda kendi kapasitelerini geliştirebileceklerini hangi alanda başkalarına bağlı olacaklarını netleştirmeliler. Hiçbir orta güç YZ alanında sadece kendilerine yeterli olacaklarını beklememelidir. Temel mesele bu alanda hangi ülkelere, nereye kadar ve hangi açıdan bağımlı olacaklarını belirlemek olmalıdır.
Birincil yapı taşları
Veri: Makaleye göre, orta güçteki ülkeler YZ modellerini eğitmek için ABD ve Çin kadar veri toplama kapasitesine sahip olamazlar. Bununla birlikte, YZ konusunda egemenliklerini elde etmeleri için düzenlenmiş yüksek kalitede resmi ve yerel veriler stratejik açıdan önemli bir olanak sağlayabilir.
Donanım: Makaleye göre YZ alanında hakimiyet elde etme konusunda en önemli darboğaz donanım kapasitesindeki eksiklik olacaktır. Bu alanda söz konusu ülkeler ya tedarik zincirlerinin özel alanlarında uzmanlaşmalı veya ortaklıklar oluşturmalıdır. Fiziksel hesaplama altyapısı model boyutu, eğitim hızı ve kullanım ölçeği konularında belirleyicidir. Yeterli düzeyde olmadığı takdirde en iyi veri ve yetenek olsa bile YZ kapasitesini ileri düzeyde geliştirmek mümkün olmayacaktır. YZ modellerini eğitmek ve işletmek için gerekli olan yüksek performanslı donanım orta güçteki ülkelerin bu alandaki ilerlemesini kısıtlayacak kadar pahalıdır. OECD gerek gelişmekte olan gerekse kullanılan ileri YZ sistemleri için, yeterli kamuya açık bulut kaynak kapasitesine – bu durum ticari tedarikçilerden genel kamuoyuna online hizmet sağlama şeklinde anlaşılmalıdır- sahip 13 üye ülke olduğunu tahmin etmektedir. ABD ve Çin ise tüm tedarik zinciri üzerinde kontrol sağlayabildikleri bir jeostratejik katmanlaşma oluşturmanın sağladığı açık avantajlara sahiptir.
İleri modeller: Özel mülkiyet altında veya açık kaynak olsun güçlü modellere erişim ağırlıklı olarak ABD ve Çin’ de yoğunlaşmıştır. Orta güçteki ülkeler bu bağımlılığı tamamen ortadan kaldıramazlar ancak stratejik iş birlikleri ile azaltabilirler. Orta güçteki ülkelerin takip eden aşamalardaki uygulamaları ve hizmetleri geliştirmek için bu modellere erişime ihtiyacı vardır. Bugün yapılan tahminlere göre 2027 itibariyle gelişmiş modelleri eğitmenin maliyeti ortalama 1 trilyon ABD$ düzeyinde olacaktır. Bu rakam, güçlü GPU satın alma, veri merkezlerinin yapımı gibi hesaplamaya ilişkin altyapıya ve modelin eğitimi gibi işletme maliyetlerine bağlıdır. Bu durum birçok ülke için önemli bir engel oluşturacaktır. Bu arada, açık kaynak ve açık bilim yaklaşımlarının YZ’ de özerklik kazanmak için önemli olanaklar sağladığı da eklenmektedir.
İkincil yapı taşları
Enerji: YZ’ de egemen olmanın önemli koşullarından biri de ucuz ve güvenilir enerjiye erişimin olmasıdır. Bu nedenle, enerji açısından zengin ülkeler önemli bir avantaj elde etmiş olacaklardır. YZ’ nin işletilmesi enerji yoğun bir faaliyettir. Gelişmiş YZ modellerini eğitmek için gerekli olan enerji her yıl iki kat artmaktadır. Bu nedenle enerji maliyetinin YZ kullanımını etkileyen bir unsur olmasının yanı sıra enerji arzı güvenilirliği de YZ egemenliği açısından önemli bir faktördür.
Altyapı: Bazı bileşenleri dışarıdan alınsa ya da yabancı firmalar tarafından yapılsa da veri merkezleri ve ilgili yatırımlar orta güçteki ülkelerin YZ bağımsızlığı açısından önemli olanaklardır. YZ altyapısı teknolojinin ne kadar etkin olarak geliştiği, kullanıma sokulduğu ve toplumun hangi ölçüde erişebildiğini belirleyen bir unsurdur. Ana donanım ve yazılımın yanı sıra şebeke altyapısının yetersiz olduğu durumda YZ ‘ nin sağladığı olanaklardan beklenen ekonomik fayda somutlaşamayacaktır. Güçlü bir altyapı aynı zamanda söz konusu yararların nasıl elde edileceği ve geliştirileceğine ilişkin stratejik özerklik için önemli bir unsurdur.
Sanayi: Orta güçteki ülkelerin küçük ve orta ölçekli girişimleri desteklemek amacıyla ulusal değer zincirlerinde yabancı teknolojileri kullanması yerli YZ sanayisi ve ekosistemini geliştirmesine yardımcı olabilir. Sağlam bir yerli sanayi kapasitesi meydana getirmek, sürdürülebilir YZ yeteneği kazanmak, ekonomik yarar ve stratejik özerklik sağlamak üzere kurumsal temelleri ve pazara kadar giden aşamaları oluşturmayı sağlar. Sanayi ulusal YZ altyapısını koruyabilir, piyasa oluşturmaya ve teknolojik gelişmeye destek verebilir. Ancak, bu alandaki stratejik etkinlik sanayi sistemlerinin ölçeğine de bağlı olacaktır.
Uzmanlık: YZ stratejilerinin önemli bir ayağı da bu alandaki uzmanlığın elde tutulabilmesidir. YZ’ nin geliştirilmesi aşamasında yeterli beceri ve uzmanlık bulunsa da ülkeler YZ’ yi kullanma ve yönetmek için gereken uzmanlığın eksikliğinden dolayı yeni gelişmelerden yararlanma konusunda sıkıntı çekebilmektedir. Akademik laboratuvarlara yapılan yatırımlardan teknoloji transferine yönelik örgütlenmelere kadar araştırma ekosistemleri YZ çıktılarını üretmek ve ölçeklendirmek açısından önem taşımaktadır.
Güven: Toplumun güveni ve benimsemesi sağlanmaksızın YZ alanındaki egemenlik büyük olasılıkla elde edilemeyecektir. YZ’ nin sağladığı olanaklar, ancak YZ’ nin geniş çapta ve etkin şekilde benimsenmesi ve kullanılması sonucunda ulusal avantajlara dönüşebilir. Toplum, yönetimler ve özel sektör tarafından beklenen stratejik geri dönüşler, kullanıcıların güvenine ve kullanım, okur-yazarlık ve erişebilirlik gibi faktörlere bağlıdır.
Sonuç olarak, söz konusu makaledeki değerlendirme orta güçteki ülkeler için YZ alanında egemen olabilmek konusunun oldukça kompleks ve çok katmanlı bir mesele olduğuna, yabancı aktörlere bağımlılığı azaltmanın pek de kolay olmadığına işaret etmektedir.
YZ egemenliği nasıl anlaşılmalı?
Stanford Üniversitesi İnsan Odaklı Yapay Zeka Enstitüsü bünyesinde çalışma yapan araştırmacılar tarafından yazılan 17 Şubat 2026 tarihli bir yazıda da özellikle YZ egemenliği kavramının açıklığa kavuşturulması üzerinde durulmaktadır (2). Kavramın çokça tartışılmakla birlikte hala tam olarak belirlenmediğine, ulusal devletler ile özel firmalar veya tek tek organizasyonlar açısından farklı anlamlar ifade ettiğine dikkat çekilmektedir.
Konunun YZ teknoloji kümesinin (stack, yığın) aşağıda sıralan katmanları boyutunda ele alınması halinde daha da karmaşık hale gelebileceği belirtilmektedir:
Altyapı: Veri merkezleri, donanım umsurları, bulut hizmetleri ve YZ sistemlerinin işlemesini sağlayan diğer temel altyapı bileşenleri
Veri: YZ sistemlerini eğitmek ve değerlendirmek için toplanan ve üretilen veriler
Model: YZ’ nin becerilerini oluşturan algoritma ve model mimarileri
Uygulama: Yukarıdaki aşamaların devamında YZ kullanıcı arayüzleri, uygulamalar ve hizmetler
Uzmanlık: YZ’ yi geliştirme, kullanma ve yönetme için gerekli olan YZ eğitimli işgücü
Örneğin, altyapıda egemenlik dendiğinde bu elektrikten denizaltı kablolarına, veri merkezlerine, GPU’ lara ve bulut hizmetlerine kadar tüm fiziksel unsurlar üzerine sahiplik ve kontrol anlamına gelebilecektir. YZ egemenliği kavramının “katı” yorumlanmasının tamamen kendine yeterlilik üzerine kurulduğu belirtilmektedir. Buna karşılık daha ılımlı olan yaklaşımda ise stratejik bir özerklik üzerinde durulduğu, yönetimlerin YZ bağımlılıkları konusunda sınırlı bir stratejik kontrolünün olduğu ve yapılan düzenlemeler vasıtasıyla belirli avantajların sağlandığı bir yapının kastedildiği dile getirilmektedir. Birinci yaklaşımın çok maliyetli ve bazı ülkeler için gerçekleştirilebilir olmadığı belirtilirken; ikinci seçenekte de YZ tedarikçilerinin stratejik üstünlüğü karşısında yanlış bir güvence hissi oluşturma riski bulunmaktadır.
Politika yapıcılar için ilgili sorunun “YZ gelişimini nasıl kontrol ederiz?” olmadığı; esas meselenin “Ulusal hedeflerimize ulaşmak için YZ bağımlılığımızı -her bir katman için- stratejik olarak nasıl yönetebiliriz?” üzerinde durmak gerektiği belirtilmektedir. Buradan hareketle YZ egemenliğinin bir izolasyon veya tek başına yeterlilik olmadığı; bize empoze edilene göre değil, stratejik nitelikteki ulusal önceliklere dayalı olarak bağımlılıklarımızı seçebilme ve gerekli olduğunda yeniden yapılandırabilme kapasitesi olduğuna dikkat çekilmektedir.
Kaynaklar:
1-Francisco Javier Varela Sandoval , I. Wilkinson, A. Krasodomski; R.Wilkinson; How middle powers can weather US and Chinese AI dominance, Chatham House, Şubat 2026, How middle powers can weather US and Chinese AI dominance | Chatham House – International Affairs Think Tank
2- Juan N. Pava ve diğ. Stanford University Human-centered Artificial Intelligence 17 Şubat 2026, AI Sovereignty’s Definitional Dilemma | Stanford HAI