
John Bellamy Foster / Mayıs 2026 / Çeviren: Nezih Kazankaya
Amerika Birleşik Devletleri bugün, YZ patlamasıyla karakterize edilen, tekelci finans sermayesinin yoğunlaşması ve merkezileşmesinin yeni bir çağına tanıklık ediyor. S&P Global ekonomistleri, 2025’in ilk yarısında ABD’deki “son özel iç talepteki artışın %80’inin” “veri merkezleri ve ilgili yüksek teknoloji sermaye harcamalarına” mal edilebileceğini tahmin ediyor.[1] Veri merkezlerine yapılan bu devasa yatırım, sayısı bir elin parmaklarıyla kolayca sayılabilecek dev yüksek teknoloji şirketleri tarafından gerçekleştiriliyor. Bu şirketler, sektörde genellikle “hiper ölçekli şirketler” olarak anılır ve bulut bilişim alanına hükmeden eden mega şirketleri ifade eder. 2026 yılının başlarında veri merkezi yatırımlarına göre sıralandığında, Microsoft, Amazon Web Services, Google (Alphabet) ve Meta gibi şirketler yer alır ve bunlar “YZ’nın Büyük Hanedanları”nı oluşturur.[2] Bu dev tekelci kuruluşların tümü, piyasa değeri açısından ölçüldüğünde ABD’nin en büyük altı şirketi arasında yer almaktadır. (2026 yılının başında piyasa değeri açısından en büyük şirket olan Nvidia, bulut bilişim alanında lider konumda olmasa da, GPU süper bilgisayar çiplerinin yüzde 80 ila 90’unu tekelinde bulundurmaktadır.) Bloomberg’e göre Microsoft, Amazon Web Services, Alphabet/Google ve Meta’nın toplam sermaye harcamaları 2022’de 150 milyar dolar, 2025’te 360 milyar dolar olurken, 2026’da 650 milyar dolar harcamayı planlıyorlar. Buna karşılık, “ABD merkezli en büyük otomobil üreticileri, inşaat ekipmanı üreticileri, demiryolu şirketleri, savunma müteahhitleri, kablosuz iletişim operatörleri, kargo dağıtım şirketleri ile birlikte ExxonMobil Corp., Intel Corp., Walmart Inc. ve General Electric’ten ayrılan şirketler —toplam 21 şirket—’in 2026 yılında toplam 180 milyar dolar harcama yapması öngörülüyor.”[3]
YZ’ya yapılan yatırımlar, artık 19. yüzyıldaki ABD demiryolu patlamasıyla karşılaştırılabilecek bir boyuta ulaşmıştır.[4] Demiryollarında olduğu gibi, günümüzde YZ’nın yaygınlaşması da, devlet desteğini manipüle eden finans merkezleri tarafından desteklenmekte; bu destek, gerçek kârlara bağımlılıktan kurtulurken, bunun yerine John Maynard Keynes’in “hayvansal içgüdüler” olarak adlandırdığı şeye, yani yeni yatırımlardan beklenen kârlara dayanmaktadır. Hiper ölçekli şirketlerin, yalnızca gerçek kâr birikimine dayanarak veri merkezi yatırımlarını bugünkü düzeye çıkarmaları yıllar sürerdi; oysa kredi-borç sistemi aracılığıyla işleyen tekelci finans, bu dönüşümün “göz açıp kapayıncaya kadar” gerçekleşmesini sağlamıştır.[5] Toplumun tamamından elde edilen toplumsal zenginlik, çeşitli finansal mekanizmalar ve neoliberal ekonomi politikaları aracılığıyla YZ’nın “Büyük Hanedanları”na aktarılmakta ve toplumun ürettiği ekonomik artı değer, ekonominin yüksek teknoloji, enerji ve finans sektörlerinde yer alan son derece az sayıdaki milyarderin elinde daha da yoğunlaşmaktadır. 2026 Forbes milyarder listesindeki ilk on beş milyarderin dokuzu teknoloji milyarderleridir.[6]
En büyüğü milyonlarca metrekarelik alanı kaplayan ve devasa miktarda enerji, su ve maden kaynakları tüketen devasa veri merkezlerini inşa etme telaşı, insan zekâsını taklit edebilme yeteneğine sahip ve görünüşte sınırsız verilerden yararlanan bir makine öğrenimi türü olan gelişmiş üretken YZ biçimlerini geliştirme hedefinden kaynaklanmaktadır. Bu durum, bu devasa hesaplama sistemlerinin sahibi, yöneticisi ve bunlardan kâr edenlere, sadece işyerlerinde ve hapishanelerde değil, yaşamın her alanında, ekonomik pastadan giderek daha büyük paylar elde edecek şekilde, toplumun tamamı üzerinde (Foucault’cu anlamda) tam bir gözetim ve disiplin kurma olanağı sunmaktadır. Burada, genellikle Francis Bacon’a atfedilen “bilgi güçtür” şeklindeki ünlü atasözü yeni bir anlam kazanıyor. Oracle CEO’su Larry Ellison’ın da belirttiği gibi, bu teknolojiler herkesi her an izlemeyi ve hedef almayı olanaklı kılıyor. “Yurttaşlar en iyi davranışlarını sergileyecekler, çünkü olup biten her şeyi sürekli olarak kaydedip raporluyoruz. Ve bu tartışılmaz… çünkü videoyu YZ izliyor.”[7]
Üretken YZ, toplum genelinde insan faaliyetlerinin gözetiminin büyük ölçüde artmasına yol açmakla kalmıyor, aynı zamanda istihdamı da ciddi şekilde tehdit ediyor; bazı tahminlere göre, yalnızca Amerika Birleşik Devletleri’nde on milyonlarca iş kaybı yaşanabilir.[8] Şubat 2026’da, Microsoft AI CEO’su Mustafa Süleyman, Financial Times’a coşkuyla şunları söyledi: “Bilgisayar başında oturarak yapılan beyaz yakalı işler—ister avukat, ister muhasebeci, ister proje yöneticisi, ister pazarlama uzmanı olun—bu görevlerin çoğu önümüzdeki 12 ila 18 ay içinde YZ tarafından tamamen otomatikleştirilecek.”[9] Elbette bunu olanaklı kılan, YZ’nın geçmişteki tüm bilimsel/düşünsel emeği çalmasıdır. Aynı zamanda, YZ yarışı, veri merkezlerinin aşırı genişlemesi yoluyla hayal edilemeyecek çevresel tehlikeler ortaya koyuyor; enerji, su ve diğer kaynakların katlanarak artan oranlarından yararlanarak fosil yakıtlardan uzaklaşma sürecini bir kenara itiyor ve karbon emisyonlarının büyük ölçüde hızlanmasını ve küresel çevre yıkımını tehdit ediyor. YZ’nın bu aşırı boyutlardaki yayılmasını durdurulamaz kılan, YZ’nın bir fetişizmine dayanan teknolojik belirlenimciliğidir; bu belirlenimcilikte YZ, saf bir hesaplama mantığını somutlaştıran bir unsur olarak görülür ve piyasa ilişkilerinin doğallaştırılmasıyla birleşir; bu da yeni teknolojinin kaçınılmaz olarak sermaye birikiminin çıkarlarına bağımlı olacağını ima eder.[10] Gerçekten de, günümüzde sınıf (ve emperyal) mücadelenin ortaya çıkan matrisi, tekelci-finans sermayesi tarafından kontrol edilen yeni bir hesaplama gücü rejimi olarak YZ’nın ortaya çıkışıdır.
Gerçekte, makine öğrenimi/YZ gibi yenilikçi üretim güçleri, YZ’nın “sinir ağlarının” kesin egemenliği gibi basit teknokratik terimlerle asla kavranmamalı; tersine, toplumsal üretim ilişkileriyle iç içe geçmiş olarak görülmelidir. Karl Marx’a göre, belirli tarihsel koşullar altında “toplumsal birey”i ortaya çıkaran, üretim güçleri ile toplumsal üretim ilişkilerinin birleşimiydi; oysa otomatik makineler, insan bilgisinin makine eserlerinde somutlaştığı ve “kolektif işçi”yi ortaya çıkaran “genel zeka”ya işaret ediyordu.[11] Dolayısıyla, YZ’ya yönelik sosyalist bir yaklaşım, her şeyden önce onu kapitalizmle birlikte ortaya çıkaran tarihsel ve toplumsal ilişkilere odaklanır; böylece günümüzün YZ fetişizmini gizeminden arındırır ve insanlığın önündeki yolun sonunda bize bağlı olduğunu, bunun da devrimci ölçekte ve içerikte bir mücadele gerektirdiğini açıkça ortaya koyar.[12]
Kate Crawford ve YZ’nın Haritalandırılması
YZ’nın toplumsal haritalandırılması alanında en önde gelen isim, Microsoft Research’te kıdemli baş araştırmacı ve Güney Kaliforniya Üniversitesi Annenberg’de araştırma profesörü olan Kate Crawford’dur. Crawford, tarihsel, materyalist ve ekolojik bir yaklaşım benimsemekte ve YZ’yı, “hesaplamalı kapitalizm” çağını temsil eden, kurumsal hegemonyayla birlikte işleyen bir iktidar rejimi olarak haritalandırmaya odaklanmaktadır.[13] Çalışmaları, Charles Babbage, Marx, William Stanley Jevons, Max Weber, Lewis Mumford, Harry Braverman, E. P. Thompson, Stephen Jay Gould, Christian Fuchs ve Vandana Shiva gibi düşünürlerin yanı sıra tekelci sermaye, küresel kapitalizm ve metabolik yarık üzerine çağdaş analizlerden de beslenmektedir. Crawford’un YZ üzerine başlıca çalışmaları arasında şunlar yer almaktadır: (1) etkileşimli grafiği olan “Anatomy of an AI System: An Anatomical Case Study of the Amazon Echo as an Artificial Intelligence System Made with Human Labor” [Bir YZ Sisteminin Anatomisi: İnsan Emeğiyle Üretilmiş Bir YZ Sistemi Olarak Amazon Echo’nun Anatomik Vaka Çalışması] (Vladen Joler ile birlikte, 2018); (2) “Atlas of AI: Power, Politics, and the Planetary Costs of Artificial Intelligence” [YZ Atlası: Güç, Siyaset ve YZ’nın Gezegensel Maliyetleri] (2021); (3) “Calculating Empires—a 24-meter fresco of AI” [İmparatorlukları Hesaplamak — 24 metrelik bir YZ fresk] (2023); (4) Long Now Vakfı’nda verdiği “Mapping Empires” [İmparatorlukları Haritalamak] başlıklı konferans (2025); ve (5) “Eating the Future: The Metabolic Logic of AI Slop” [Geleceği Yemek: YZ Artıklarının Metabolik Mantığı] başlıklı makalesi (2025).[14]
Günümüzde şirketler ve medya tekeli tarafından yoğun bir şekilde tanıtılan YZ fetişizmi, Crawford’un “büyülü belirlenimcilik” olarak adlandırdığı şeyin bir yansımasıdır; bu bakış açısı, YZ’ı maddi dünyayla ve üretim alanıyla yalnızca ikincil bağlantıları olan, soyut bir boyutu işgal eden bir “bulut” teknolojisi olarak tanımlar.[15] Crawford, eleştirel materyalist bir bakış açısı benimseyerek bu egemen ve gizemleştirici görüşü tersine çevirir. “YZ”, diye yazıyor, “ne yapay ne de zekidir.” Tersine, “bir iktidar tescilidir.” “YZ” terimini kullanmasına karşın, onu “siyaset, emek, kültür ve sermayeyi içeren devasa bir endüstriyel oluşum” olarak tanımlamaktadır.[16] Tung-Hui Hu’nun “A Prehistory of the Cloud” (Bulutun Tarih Öncesi) adlı eserinde belirttiği gibi, “dijital alan için günümüzde egemen olan ‘bulut’ metaforu, aslında özel mülkiyetin” ve kamusal maddi erişimin dışlanmasının bir metaforudur.[17] Crawford’un sözleriyle, “YZ… bir düşünce, bir altyapı, bir endüstri, iktidarı kullanma biçimi ve bir bakış açısıdır; aynı zamanda, tüm gezegeni saran tedarik zincirlerine sahip, muazzam bir kaynak çıkarma ve lojistik sistemleri tarafından desteklenen, son derece organize sermayenin ortaya çıkışıdır.” Crawford şöyle ekliyor: “YZ sistemleri sermaye, siyaset ve militarizasyon mantığıyla inşa edilir ve bu birleşim, var olan iktidar eşitsizliklerini daha da genişletir.”[18]
“Büyülü belirlenimcilik” kavramı, YZ’ya atfedilen meta fetişizmini ve mistik, tanrısal nitelikleri ele almak için kullanılır. Crawford, “YZ sistemleri,” diye açıklıyor, “büyülü, bilinen dünyanın ötesinde olarak görülür; ancak günlük hayata öngörülebilir bir kesinlikte uygulanabilecek kalıpları keşfetmeleri bakımından belirlenimcidir.” Bu büyülü belirlenimcilik, birbiriyle diyalektik olarak ilişkili iki ana biçim alır. Birincisi “teknolojik ütopizm”, ikincisi ise “teknolojik distopik” bir bakış açısıdır. “Bu distopik ve ütopik söylemler,” diye yazıyor, “metafizik ikizlerdir: biri her sorunun çözümü olarak YZ’ya güven duyarken, diğeri YZ’yı en büyük tehlike olarak görür.” Her ikisine de yanıt, YZ’nın toplumsal köklerini ortaya çıkaran ve bunun sonucunda sadece teknoloji değil, toplumsal ilişkiler sorunu olduğunu açıklayan tarihsel ve materyalist bir eleştiridir. “YZ sistemlerinin, yaratıcılarından, altyapılarından ve genel olarak dünyadan bağımsız olarak bilgiyi emen ve üreten bedensiz beyinler olduğu fantezisi… çok daha önemli sorulardan dikkatimizi uzaklaştırır: Bu sistemler kime hizmet ediyor? Oluşumlarının politik ekonomisi nedir? Ve daha geniş ölçekte gezegensel sonuçları nelerdir?”[19]
Crawford, YZ’nın çeşitli boyutlarını incelerken, lityum, kobalt ve nadir toprak metalleri madenciliği biçimindeki maddi temelden yola çıkıyor. Nevada’daki Silver Peak lityum madenini ve yakınındaki Tesla pil fabrikalarını inceliyor. Tesla şu anda gezegenin lityum rezervlerinin önemli bir kısmını kullanıyor.[20] Her bir metrik ton (2.205 pound) lityum üretimi için yaklaşık 2 milyon litre (528.000 galon) suyun buharlaştırılması gerekiyor ve bu da yeraltı su seviyelerini ve su kaynaklarını tehdit ediyor. Madencilik düzeyinde, YZ’nın ardındaki emek, sömürgecilik ve emperyalizmin uzun tarihine dayanıyor. Çıkarmanın çoğu Küresel Güney’de gerçekleşiyor. Kongo’daki kobalt madenlerinde işçiler, hendeklerde ve tünellerde kazma ve küreklerle çıkarılan zehirli kobalta maruz kalarak insanlık dışı koşullarda çalıştıkları halde günde bir veya iki dolar karşılığı bir ücret alıyorlar. İşçilerin başka seçeneği yok çünkü “madenler her şeyi ele geçirmiş durumda.”[21]
“Bir YZ Sisteminin Anatomisi” başlıklı makalede Crawford ve Joler, Marx’ın izinden giderek, genel sürecin her aşamasındaki üretimin, sermayenin kârının kaynağı olan emek maliyetinin üzerinde “artı değer”e el konulmasına dayandığını ortaya koymaktadır.[22] Kapitalist YZ, yüksek ücretli işgücünün yerinden edilmesini ve bunun yerine makine otomasyonu ile küresel düzeyde taşeron olarak sağlanan daha ucuz işgücünün bir bileşiminin kullanılmasını amaçlamaktadır. YZ sisteminin karmaşık tedarik zincirleriyle birlikte küreselleşmiş yapısı, genel olarak ulusötesi istihdam etkilerini tespit etmeyi olağanüstü derecede zorlaştırmaktadır. Var olan üretim merkezlerindeki işgücünü işsiz bırakmayı amaçlasa da, YZ’nın gizli yüzü, düşük ücretli makine eğitmenleri, görüntü etiketleyicileri ve YZ platformu hizmet çalışanlarından oluşan kitlelerin istihdamında yatmaktadır; bu kişilerin gerçek hayatta varlığı, YZ mitini ortadan kaldırmaktadır. Dolayısıyla, YZ şu anda “kitle kaynak kullanımı”nda yer alan muazzam sayıda “kitle çalışanlarına” gereksinim duymaktadır; yani, genellikle yirmili yaşlarında olan ve dünyanın dört bir yanına dağılmış, bir tür “hayalet iş” yürüten çevrimiçi işçilere. Örneğin, 2022 yılında OpenAI, ChatGPT’yi “temizleme” çalışmasının bir parçası olarak, çocuk cinsel istismarı, hayvanlarla cinsel ilişki, tecavüz vb. ile ilişkili on binlerce zararlı görseli ve metni incelemek ve etiketlemek üzere saat başına 2 dolardan az ücret alan Kenya’daki taşeron işçilere güveniyordu; benzer işler Uganda ve Hindistan’daki taşeron işçiler tarafından da yapılıyordu.[23]
YZ sohbet robotlarının içeriğini izlemek ve düzenlemek için çok sayıda işçi kullanılıyor. Jeff Bezos, makinelerin ardındaki bu işçi gerçeğine alaycı bir şekilde “yapay YZ” adını taktı. Crawford, 2021’de şöyle belirtti: “İnsanların perde arkasında yoğun emek harcaması gerektirmeyen büyük ölçekli bir YZ yaratmanın başka bir yolu bulunana kadar, bu, YZ’nın işleyişinin temel mantığıdır.” 2005 ile 2015 yılları arasında ABD’deki yeni işlerin yüzde 94’ünün geleneksel istihdamdan ziyade “alternatif iş” niteliğinde olduğu unutulmamalıdır.[24]
Günümüzde “akıllı makineler”, çoğunlukla Küresel Güney’de bulunan kitle çalışanlarının hayalet işlerine gereksinim duyarken, Crawford aynı zamanda var olan endüstride YZ ve robotların yıkıcı rolüne de değiniyor. Amazon depolarında, emek süreci ve çalışma süresi daha önce hiç olmadığı kadar hiyerarşik bir şekilde kontrol ediliyor. İşçi, Marx’ın yazdığı gibi sadece “makinenin bir uzantısı” değil, giderek artan bir şekilde “akıllı” robotların bir uzantısı haline gelirken, aynı zamanda sürekli gözetim ve kontrol altında tutuluyor.
Bu bağlamda Crawford, işgücünün hareketlerini gözetlemek ve kontrol etmek için panoptikon sistemini [merkezinde bir gözetleme kulesi ve bu kulenin etrafına dairesel şekilde dizilmiş odalardan oluşan asimetrik bir mimari model] ilk kez tasarlayan mühendis Samuel Bentham’ın on sekizinci yüzyıl sonlarındaki yeniliklerini inceliyor (bu sistem daha sonra ağabeyi Jeremy Bentham tarafından hapishanelerde uygulanmıştır).[25]
Crawford’a göre, hesaplamalı kapitalizm, zaman boyunca insan bedenlerinin sömürülmesine ve iş disiplininin dayatılmasına derinlemesine kök salmış ve bu temeller üzerinde işliyor. Yazar, Thompson’ın sanayileşme ve kapitalizmin on dokuzuncu yüzyılda iş dünyasında zamanın kendisini nasıl değiştirdiğine ilişkin çalışmasını ele alıyor; ardından Braverman’ın Taylorizm’e yönelik eleştirisine ve tekelci kapitalizm altında emek sürecinin kötüleşmesine değiniyor.[26] Artık algoritmalar, işçilerin hem zamanlarını hem de mekânlarını belirliyor. YZ algoritmalarının oluşturduğu bu yeni dünya, Marx’ın ele aldığı “emeğin sermayeye gerçek anlamda bağımlı kılınması”nın somutlaşmış biçimini temsil ediyor; tıpkı Amazon depolarındaki iş temposunu simgeleyen “hız”ın acımasız egemenliği gibi. Burada Crawford, Marx’ın Kapital’inde yer alan, sermayenin zamanı ile doğanın zamanı arasındaki karşıtlığa ilişkin eleştirisinden bir alıntı yapıyor: “Zaman her şeydir, insan ise hiçbir şeydir; olsa olsa, zamanın enkazıdır.”[27]
Madencilikten ve hem hammadde çıkarma hem de üretim aşamalarında işçilerin sömürülmesinden yola çıkarak YZ’yı maddi bir bakış açısıyla ele alan Crawford, daha sonra bu yeni iktidar sisteminin merkezinde yer alan yeni veri rejimini tartışmaya devam ediyor. YZ rejimi, her şeyin mutlak anlamda veri olduğu ve sosyal ve çevresel maliyetler ne olursa olsun bu verilerin toplanması gerektiği düşüncesinden besleniyor. Yeni hesaplamalı kapitalizm, metin, görüntü, ses ve video biçimlerinde durmak bilmeyen bir veri birikimini teşvik eder; insan dünyasının tamamı, YZ sistemleri için ham veri görevi görür.[28] Sosyal medya platformları, YZ sistemlerini besleyen devasa miktarda verinin aktarım kanallarıdır; bu sistemler aynı zamanda ortak alanların ve özel hayatın neredeyse her alanın da içine işler:
İnsanların özçekimleri, dövmeleri, çocuklarıyla yürüyen ebeveynler, el hareketleri, araba süren insanlar, güvenlik kameralarında suç işleyen kişiler ve oturmak, el sallamak, kadeh kaldırmak ya da ağlamak gibi yüzlerce gündelik insan eylemi ile dolu devasa veri kümeleri bulunmaktadır. Adli, biyometrik, sosyometrik ve psikometrik veriler dâhil olmak üzere her türlü biyolojik veri, YZ sistemlerinin kalıpları ve değerlendirmeleri bulabilmesi için toplanıp veritabanlarına kaydediliyor… Ses verileri mutfak tezgâhlarında veya yatak odası komodinlerinde duran cihazlardan toplanıyor; fiziksel veriler bileklerdeki saatlerden ve ceplerdeki telefonlardan geliyor; hangi kitap ve gazetelerin okunduğuna dair veriler tabletlerden ve dizüstü bilgisayarlardan geliyor; jestler ve yüz ifadeleri iş yerlerinde ve sınıflarda derlenip değerlendiriliyor…
Temelde, uzun yıllar boyunca süren veri biriktirme uygulamaları, güçlü bir veri çıkarma mantığının oluşmasına katkıda bulunmuştur; bu mantık, günümüzde YZ alanının işleyişinin temel bir özelliği biçimine gelmiştir. Bu mantık, en büyük veri akışlarına sahip teknoloji şirketlerini zenginleştirirken, veri toplama çalışmalarının dışında kalan alanlar ise önemli ölçüde azalmıştır.[29]
Veriler sınıflandırılmalıdır. Kalabalık işçilerin öznel izlenimleri, ırk, etnik köken ve cinsiyet temelinde insan sınıflandırmaları oluşturmak için kullanılır.[30] Tarihsel ırkçı sınıflandırma sistemlerinin ürünü olan ırk belirleyicileri bu sürece dâhil edilir. Cinsiyet her zaman kısıtlayıcı bir şekilde ikili olarak ele alınır. Crawford’un da belirttiği gibi, “makine öğrenimi sistemleri, çok somut bir şekilde ırk ve cinsiyeti yaratıyor: dünyayı kendi belirledikleri terimlerle tanımlıyorlar.” YZ makinelerinin eğitimi ve sınıflandırılmasında kullanılan kategoriler, var olan önyargıları pekiştirir, haksız karşılaştırmaları sürdürür ve egemen politik-ekonomik ideolojiyi yeniden üretir.[31]
İşgücünün daha verimli ve tam anlamıyla sömürülmesi yoluyla verimlilik artışı vaadi, YZ sistemlerinin gelecekteki kârlılığına dair iddiaların temelini oluştursa da, bu aynı zamanda her türlü insan faaliyetinden kâr elde etme umuduna da dayanmaktadır. Amaç, sömürücü/mülksüzleştirici sistemleri evrenselleştirmek ve sermayenin hızlandırılmış bir şekilde biriktirilmesini teşvik etmek; bununla birlikte, “piyasa” ile neredeyse eşanlamlı hale gelmiş, her şeyi kontrol eden birkaç şirket tarafından sermayenin daha da yoğunlaşmasını ve merkezileşmesini sağlamaktır.
Bunun üstünde ise mülkiyet ve şiddet yasalarını tekeline alan kapitalist devlet yer almaktadır. Devlet, hesaplamalı sermayeye karşı değil, onunla işbirliği içinde çalışan büyük bir veri biriktiricisidir. Tekelci-kapitalist devlet, özel sektördeki gözetim kapitalizmiyle el ele gelişen askeri ve polis işlevleri etrafında yoğun bir şekilde örgütlenmiştir. Palantir’in kurucusu ve Donald Trump yönetiminin önemli milyarder destekçilerinden biri olan Peter Thiel’e göre, YZ aslında gözetim ve hedef belirlemeye yönelik, hem savaşta hem de iç kontrol operasyonlarında uygulanabilir bir askeri teknolojidir. “Bu araçlar,” diye yazıyor, “örneğin istihbarat üstünlüğü elde etmek için… herhangi bir ordu için değerlidir,” ancak bu tür “makine öğrenimi araçlarının” da “sivil kullanım alanları vardır” diye ekliyor. İlk Trump yönetimi döneminde, Palantir’in ABD devlet kurumlarıyla yaptığı sözleşmelerin toplam değeri 1 milyar doları aştı. Palantir, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) için kilit öneme sahip bir taşeron gözetim şirketi haline gelmiş ve ICE’nin ırkçı nedenlerle yürütülen sınır dışı etme kampanyasına destek sağlamıştır. 2018 tarihli bir Bloomberg raporuna göre, Palantir “küresel Teröre Karşı Savaş için tasarlanmış bir istihbarat platformudur” ve esas olarak “ülke içindeki sıradan Amerikalılara karşı bir silaha dönüştürülmüştür”; bu platform, eyalet kurumlarıyla işbirliği içinde çalışmaktadır.[32]
Benzer şekilde, Amazon’un Ring kapı zili kameralarını kullanan Neighbors uygulaması, kayıtları “Suç”, “Şüpheli” veya “Yabancı” gibi kategorilere ayırıyor ve videolar, polis ve ICE ile yapılan sözleşmeler aracılığıyla paylaşılıyor. Ring ayrıca, paket teslimatı yapan kuryeleri denetlemek için de kullanılıyor. Tung-Hui Hu’nun ifadesiyle, bu tür uygulamalar devletin askeri ve güvenlik aygıtı için birer “serbest çalışan” haline gelmiştir.[33]
YZ’nın askeri alanda kullanımı, insansız hava aracı savaşları ve siber savaşlarda olduğu gibi artık yaygın bir hal almıştır ve tüm savaş operasyonlarına entegre edilmiştir. 2017 yılında ABD Savunma Bakanlığı, gözetleme ve hedef belirleme amacıyla YZ’yı “insansız hava aracı videolarının otomatik arama motoru” olarak kullanmayı amaçlayan ve kod adı “Project Maven” olan Algoritmik Savaş Çapraz İşlevli Ekibi’ni kurdu. Google’a verilen ilk sözleşme, üç binden fazla çalışanın bu sözleşmenin iptal edilmesini talep eden bir protesto mektubunu imzalamasına yol açtı. Google ise buna, tartışmanın odağını YZ’nın savaşta kullanılmasına yönelik bir protesto olmaktan çıkarmak yerine, teknolojinin “insanları yanlış bir şekilde öldürmek için” kullanılıp kullanılmadığı sorusuna çevirerek yanıt verdi; şirket, insanları doğru bir şekilde öldürmenin temelini oluşturan YZ teknolojisi sayesinde bunun önlenebileceğini belirtti. ABD, 28 Şubat 2026’da başlayan ve İsrail ile ittifak halinde yürütülen İran’a karşı savaşında, Anthropic’in YZ modeli Claude’u ve diğer modelleri kullanmıştır. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısının ilk yirmi dört saatinde Anthropic, uydu görüntülerini, gözetleme kayıtlarını ve sinyal istihbaratını bir araya getirerek bin kadar öncelikli hedef belirledi; hem insan hem de stratejik hedefler için gerçek zamanlı GPS koordinatları sağlarken, her bir saldırıya ilişkin yasal gerekçeleri otomatik olarak oluşturdu.[34]
Oysa devletin YZ konusundaki rolü, iç gözetim, nüfus kontrolü ve askeri operasyonlarını taşeronlara devretmenin ötesine geçmektedir. Kapitalist devlet, sınırsız sermaye birikiminin temeli olarak sınırsız veri birikimini hedefleyen ve gerçek yasal kısıtlamaların neredeyse hiç olmadığı bir tekelci hesaplamalı sermaye sistemine yeşil ışık yakmıştır. Bu durum, şirketler tarafından, şirketler için ve şirketlerin yönetimi altında bir yönetim biçimini yansıtmaktadır. Devletin düzenleme yapmaması, YZ balonunun patlaması olasılığından en son olarak yaygın sosyal ve ekolojik çöküşlere kadar uzanan yıkıcı sonuçlara neredeyse hiç aldırış edilmeden YZ yarışının devam etmesine olanak sağlamıştır.
YZ ve Metabolik Yarık
Crawford’un YZ Atlası adlı eseri, YZ çılgınlığını hızlandıran ve veri merkezlerine yapılan yatırımların muazzam bir artışa yol açan ChatGPT’nin piyasaya sürülmesinden bir yıl önce, 2021’de yayımlandı. Bu gelişmelerden yola çıkan Crawford’un daha yeni çalışmaları, bir iktidar tescili olarak YZ’nın temel çelişkilerine odaklanıyor. 2023 tarihli “İmparatorlukları Hesaplamak” adlı etkileşimli sanat eserinde, dijital-YZ teknolojisinin ortaya çıktığı politik-ekonomik modeli tanımlayan unsurlar olarak tekelci sermayeyi ve küreselleşmiş sermayeyi öne çıkarıyor. Ancak, 2025 tarihli “İmparatorlukları Haritalamak” başlıklı konferansındaki şaşırtıcı yenilik, YZ’nın iç ve dış çelişkilerine odaklanmasıdır. Burada temel argümanını, kısmen Alman kimyager Justus von Liebig’in çalışmalarına dayanan ve on dokuzuncu yüzyılda Marx tarafından geliştirilen “metabolik yarık” kavramından almaktadır. Crawford, konferansında, azot, fosfor ve potasyum gibi toprak besin maddelerini içeren gıda ve liflerin, yüzlerce hatta binlerce mil uzaklıktaki yeni, nüfusu yoğun sanayi şehirlerine gönderilmesi nedeniyle 19. yüzyıl İngiltere’sinde toprak besin döngüsünde meydana gelen kırılmayı ayrıntılı bir şekilde ele almaktadır; bu besin maddeleri, insanların “dışkılarını sokaklara ve suyollarına atmaları” sonucu kirliliğe dönüşmüştü. Sonuç olarak, bu temel elementler toprağı yenilemek üzere çiftliklere geri dönmüyordu. Crawford’un kendi ifadesiyle, “Avrupa kelimenin tam anlamıyla kaynaklarını tüketerek kendi sonunu hazırlıyordu”. Burada Crawford, Liebig’in “Raubbau” ya da “yağma kültürü/ekonomisi” kavramından yararlanıyor.
O dönemde sentetik gübrelerin, özellikle de azot içerenlerin üretilememesi nedeniyle, Avrupa ülkeleri ve Amerika Birleşik Devletleri arasında guano (azot bakımından zengin kuş dışkısı) için bir rekabet baş göstererek “guano çılgınlığı” ortaya çıktı. Peru kıyılarındaki guano bakımından zengin Chincha adalarından Avrupa’ya muazzam miktarlarda guano ithal edildi. Daha sonra sentetik gübreler geliştirilmiş olsa da, bu durum çelişkiyi sadece başka bir alana kaydırmış ve günümüzde azot ve fosfor döngülerindeki dengesizliklere yol açmıştır; bunun sonucunda, insanlar tarafından kaynaklarının tüketilmesi faaliyetleri ile ekolojik sürdürülebilirlik koşulları arasındaki kopuklukla ilişkili genel metabolik yarık daha da derinleşmiştir. Günümüzde, Antroposen’in ortaya çıkışı, Dünya Sistemi’nin biyojeofiziksel döngülerinde bir “antropojenik yarık” olarak görülmektedir.[35]
Crawford, YZ’nın tarihsel olarak insan-toplumsal eylemin bir sonucu olarak ortaya çıkan ve doğa ile insan ilişkilerinin somutlaşmış biçimi olan maddi bir sistem olduğunu kabul ederek, onu “metabolik kalıplar” ya da döngüler izleyen bir metabolik sistem olarak ele almanın gerekli olduğunu savunur. Maddi varoluş ve yeniden üretim koşulları ile YZ sermayesinin içsel zorunlulukları arasında, metabolik yarıklar biçiminde çelişkiler kaçınılmaz olarak ortaya çıkar. Dolayısıyla, temel malzeme ve kaynakların çıkarılması, sınırsız “veri alımı” ve “YZ atığı” biçimindeki nihai içerik, hepsi bir metabolik döngünün aşamaları olarak görülebilir. Bu süreç, hesaplamalı kapitalizmin zorunlulukları tarafından yönlendirilir ve sürdürülebilir olmadığı için bir noktada “model çöküşüne” yol açar.[36]
Crawford’un anlayışına göre, YZ’nın yıkıcı veri tüketimi, “Raubbau”ya eşdeğerdir. Maden çıkarma faaliyetleri ile enerji ve su kullanımı, doğal çevre üzerindeki talepleri katlanarak artırmakta ve Marx’ın klasik “metabolik yarık” kavramına uygun olarak, insanın doğa ile olan ilişkisini giderek hızlanan bir ölçekte bozmaktadır. Dahası, artık YZ içinde, bilimsel literatürde “YZ otofajisi” (hücrelerdeki işlevsiz metabolik otofajiden—kendini yeme—esinlenerek adlandırılmıştır) olarak bilinen, kendi kendini üreten bir kopukluk olduğu kabul edilmektedir. Burada YZ, giderek daha fazla kendi sentetik verilerine, yani “YZ atığına” dayanarak, esasen kendini yemekte ve bu da tüm YZ’dan yabancılaşmış dünya için felaketle sonuçlanan “model çöküşüne” yol açmaktadır.[37]
Günümüzde YZ’nın veri alımı, ölçülemeyecek kadar muazzam boyutlara ulaşmış durumda; son zamanlarda web’den toplanabilecek veriyle eşdeğer olan bu hacim, sayısız terabaytlık veriyi kapsıyor ve her türlü biçimiyle tüm bilgi dünyasını içine almayı hedefliyor. Binlerce yıllık insan yaratıcılığının bütünü ile tüm insan davranışları ve ifadeleri, bu sistemin besin kaynağıdır — bunların hepsi, politik-ekonomik bir iktidar sistemi tarafından yönlendirilen makine öğrenimine dâhil edilecektir. Ancak tüm bunlar maddi olarak somutlaşmış durumda ve bu da sistemin işleyişine sınırlar getiriyor.
Crawford, “YZ’nın mineral ihtiyacı,” diyor, “başka bir metabolik yarığa yol açıyor; derin zamanda yerkabuğunda oluşması milyarlarca yıl süren mineralleri, genellikle bir ila iki yıl kullanılan YZ çipleri için çıkarıyoruz.” Ancak, yeni YZ Raubbau’su ile ilişkili en büyük çevresel maliyetler, enerji ve su tüketimidir; bu tüketim düzeyleri şimdiden en zengin ülkelerin seviyelerine ulaşmış durumdadır. Uluslararası Enerji Ajansı ve Bloomberg’in tahminlerine göre, 2030 yılına kadar YZ için gereken elektrik miktarı, Japonya ve Hindistan gibi ülkelerin tüketimine eşdeğer olacak ya da ABD’nin elektrik tüketiminin yüzde 25’ine ulaşacak.[38] Hiper ölçekli veri merkezleri, her gün milyonlarca galon su tüketen soğutma sistemlerine ihtiyaç duyuyor ve bu talep sürekli artıyor. Bunların hiçbiri sürdürülebilir değildir. Bazıları verimliliğin artırılmasının sorunu çözebileceğini söylese de Crawford, burada William Stanley Jevons’un “Kömür Sorunu” (1865) adlı eserine dayanan ünlü Jevons paradoksuna atıfta bulunur. Bu paradoksta, kömür kullanımındaki verimlilik artışının, kömür kullanım miktarını hiçbir zaman azaltmadığı, çünkü verimlilik artışı her zaman üretim seviyesinde genişlemeye yol açtığı savunulur; bu, sermaye birikimi sisteminin doğasında var olan bir olgudur.[39]
Crawford’un, kapitalist toplumsal ilişkilerde kök salmış “ortaya çıkan metabolik yarık” olarak adlandırdığı olgu, dolayısıyla YZ’nın doyumsuz iştahıyla ilgilidir; YZ, kendi kendini yiyip bitirmesine yol açacak şekilde verileri yutmakta, sindirmekte ve dışarı atmaktadır. Ovid’in Dönüşümler’inde anlatılan Kral Erysichthon’un Yunan mitinde olduğu gibi —bu mitte, zenginlik ve tüketim arzusuyla yanıp tutuşan Erysichthon, kendi kızını satmış ve ardından kendini yemiştir— sermaye birikimi ve kendi içsel teknolojik mantığı tarafından yönlendirilen günümüzün YZ sistemleri de sonunda kendilerini tüketeceklerdir.[40] Fantazmagori [aldatıcı görüntüler, göz yanılsaması, üst üste binmiş tutarsız hayaller ve sürekli değişen tuhaf sahneler] ve halüsinasyonlarla dolu kendi sentetik çıktılarını giderek daha fazla sindirmesi ve bilginin genel olarak yalınlaşmasıyla birlikte, sonuç bir tür yapısal bozulma olacaktır. Crawford şöyle yazıyor: “YZ ile insanlar arasındaki son metabolik yarık, birçok farklı türde zincirleme çöküşe yol açma tehlikesi taşıyor: ahlaki çöküş, finansal çöküş, ekolojik çöküş ve kime inandığınıza bağlı olarak bilişsel çöküş.”[41]
Modern toplumda insanın doğa ile olan ilişkisindeki yarıklar, sermaye birikimi ve krizin yabancılaştırıcı ve yıkıcı mantığının ortaya çıkışıdır. Meta, Amazon, Microsoft, Alphabet (Google) ve Tesla, 2023–2025 yılları arasında YZ sermaye yatırımlarına toplam 561 milyar dolar harcadı; bu yatırımlardan ise kâr değil, 35 milyar dolarlık gelir elde etti. Yatırımcılar bu modern altın madenciliğine katılmaya çalıştıkça, YZ balonu borçlar ve bu şirketlerin varlıklarının durmaksızın yükseltilmesiyle ayakta kalıyor—ancak son zamanlarda tüm bu şirketlerin piyasa değeri düşüşte. Bloomberg, hiper ölçekli şirketlerin veri merkezleri kurma telaşında üstlendikleri borca atıfta bulunarak, bunun “mavi çip tahviller [borsalardaki, büyük şirket hisseleri], çöp tahviller, özel krediler ve karmaşık varlık destekli kredi havuzları” şeklinde gerçekleştiğini ve tutarının 200 milyar dolar veya daha fazlasına ulaştığını belirtiyor. YZ’nın hızlanması, tekelci finans sermayesinin ayrılmaz bir parçasıdır; bu sermaye, bir çöküş yaşanması durumunda, Washington tarafından önceki tüm kurtarma operasyonlarını gölgede bırakacak ölçekte kurtarılacağını beklemektedir. YZ için yeterli bir pazarın bulunmaması sorununu çözmek amacıyla, hesaplamalı sermaye, üretken YZ’yı sayısız uygulamaya entegre ederek bunun benimsenmesini zorlamayı amaçlamaktadır. Bu, risklerle dolu bir birikim modelidir.[42]
Trump’ın “Amerika’yı Yeniden Büyük Yap” (MAGA) politikasıyla bağlantılı neo-faşist hareketin yükselişi, Musk, Thiel ve Ellison gibi Silikon Vadisi’ndeki yüksek teknoloji milyarderleri tarafından büyük ölçüde finanse edilmiş ve bu durum tüm siyasi yapıya tehdit oluşturmaktadır. Trump yönetiminin, ikinci döneminin göreve başladığı ilk gününde, veri merkezlerine 500 milyar dolarlık bir yatırım yapmayı hedefleyen Stargate girişiminin duyurulması, sırasıyla Ellison ve Sam Altman tarafından yönetilen ve her ikisi de Trump’ın MAGA siyasi çıkarlarına büyük katkıda bulunan Oracle ve OpenAI’yi (ChatGPT’nin geliştiricisi) desteklemek amacıyla tasarlanmıştır. Bazı yorumcular, bu gelişmeleri, medyadan YZ’ya ve “bulut” teknolojisine uzanan, hem iletişimi hem de ekonomiyi kontrol eden ve aynı zamanda diktatörlük niteliğinde bir siyasi rejimi destekleyen, devletin destekli bir kartelin ortaya çıkışının işareti olarak değerlendiriyor.[43]
Marx’ın “Genel Zekâ” Kavramı
Eğer YZ sadece çığır açan bir teknolojiden ibaret değilse ve Crawford’un da belirttiği gibi bir “iktidar tescili” olarak anlaşılması gerekiyorsa, o zaman tek geçerli yanıt, somut demokrasiye dayanan, onun gelişimi üzerinde gerçek bir toplumsal iktidar uygulamaktır. YZ’nın potansiyel sonuçları, István Mészáros’un “toplumsal kontrolün gerekliliği” olarak adlandırdığı şeye işaret etmektedir; ekolojik, askeri ve toplumsal yok etme eğiliminden kaçınılmak isteniyorsa, bu toplumsal kontrolün uygulanması gerekmektedir. Burada sadece üretim güçleri değil, daha da önemlisi toplumsal üretim ilişkileri sorgulanmalıdır.[44]
Marx, Grundrisse’deki “Makine Üzerine Parçalar” başlıklı yazısında, insan bilgisi ve faaliyetlerinin —yani insan emeğinin özünün— otomasyon yoluyla makinelere aktarılmasının, toplumun “genel zekâsının” makinelerde somutlaşmasına nasıl yol açtığını ele almıştır; bu genel zekâ, aslında “toplumsal bireye” aitti ve onu temsil ediyordu; Marx’ın Kapital’de açıkladığı gibi, “kolektif işçiye” aitti.[45] Bu genel zekânın kapitalistin mülkiyeti olarak tekelci bir şekilde ele geçirilmesi, onun tek ve biricik bir amaç için, yani çok az sayıda kişinin yararına olan sermaye birikimi için kullanılacağı anlamına geliyordu. Genel zekânın sermaye içine dâhil edilmesi, Marx için sermayenin kendisi açısından ölümcül bir çelişki oluşturuyordu. Kapitalistlerin genel zekâyı kendi dar, birikim amaçları uğruna kullanmaya yönelik her türlü girişimi, kriz üstüne kriz yaratacaktı. Johann Wolfgang von Goethe’nin Faust’undaki (“Auerbach’ın Mahzeni” başlıklı sahne, 1. Bölüm, 5. Sahne) alıntıyla, Marx, bir mahzen faresine zehir verilmesini anlatan, farenin “sanki bedeni aşk tarafından ele geçirilmiş gibi” davranmasına neden olan ve ölümle sonuçlanan tüyler ürpertici, müstehcen bir şarkıya ince bir şekilde atıfta bulunmuştur; bu, canlı emeğin ölü emeğe dönüşmesini simgelemektedir: doğrudan emek değeri yaratamayan, salt “canlı bir beden”. Bu durum, günümüzde YZ sermayesinin yaratıcı emeğin ürettiği tüm bilgiyi ve dijitalleşmiş dünyanın tamamını kendi içine emerek robotik bir beden üretmesi ve bunun da YZ otofajisi ile model çöküşüne yol açması olarak görülebilir.[46]
Marx, kendi döneminde, otomasyonun getirdiği serbest emek zamanının (boş zamanın) genişleme potansiyelinin, sermayenin artı emek zamanını genişletme konusundaki bitmek bilmeyen ihtiyacıyla çeliştiğini açıklamıştı. Bu nedenle sistem, genişleyen endüstriyel yedek işgücü ordusunun sağladığı kaldıraç gücüne dayalı olarak otomasyon yoluyla, emeğin daha fazla alçalmasını ve maddi bağımlılığını teşvik etmeye çalışır; böylece “emeği, vahşi insanın ya da kendisinin en basit, en ilkel aletlerle çalıştığından daha uzun süre çalışmaya” zorlar; artık emek, yalnızca “bir makinenin uzantısı” haline gelmiştir.[47]
Oysa, otomasyonda somutlaşan genel zekânın gerçekliği, aynı zamanda üretimin “baskın öznesi olarak kolektif işçinin” yükselişini ve birleşik üreticiler toplumuna doğru kararlı bir geçişi olanaklı kılar.[48] Toplumsal kontrol ve planlamanın gerekliliği, tekelci-finans sermayesinin egemenliğine son verirken genel toplumsal ilişkileri ön plana çıkarmak anlamına gelir.
Bugün Çin’de, nelerin olanaklı olabileceğine dair bazı işaretler görülüyor. Çin, YZ geliştirme alanında ABD ile rekabet ediyor. Çin’in açık kaynaklı DeepSeek YZ modeli, ABD’deki sohbet robotlarından daha enerji verimli ve maliyet açısından daha etkili. ABD’deki büyük YZ şirketleri, devasa dil modelleri aracılığıyla tanrısal bir “süper zeka” elde etmek için yarışırken, Pekin’in “Çin değerleri ile sosyalizm” anlayışı, kendi çelişkilerinden yoksun olmasa da, makine öğrenimi teknolojisini daha doğrudan imalat, lojistik, enerji, kamu maliyesi ve kamu hizmetlerine odaklamıştır. Otomobil üreticileri, insan müdahalesini en aza indiren robotlardan yararlanıyor. YZ araçları, belirli görevler için tasarlanmış “daha basit, ‘dar kapsamlı YZ”nın kullanıldığı hastanelerde yoğun bir şekilde kullanılıyor. Çin’deki YZ, günümüz ABD’sindeki gibi gelişmiş bir hizmet ekonomisiyle değil, öncelikle imalat sektörüne entegre edilmiştir. Doğal olarak, Çin imalat sektöründe robotların çok yoğun kullanımı işten çıkarmalara yol açmaktadır. Çin’deki veri bankaları, ABD’de ve başka yerlerde olduğu gibi, muazzam kaynaklar kullanmakta ve lityum, kobalt ve nadir toprak metalleri madenciliğine bağımlıdır. ABD gibi, Çin’in güncel askeri modernizasyonu da YZ’ya dayanmaktadır. Bununla birlikte, “Çin değerleri ile sosyalizm” kapsamında YZ’ya yönelik düzenleyici kontroller, bu olguya genel olarak daha rasyonel bir toplumsal yaklaşım benimseme umudunu beslemektedir.
Gerçekten de, Çin’in YZ konusunda ABD ve Batı’dan en çok farklılaştığı nokta, YZ yönetişimindeki liderliğidir; bu yaklaşım, makine öğreniminin “insan merkezli” bir kalkınma yoluna ve halkın refahına tabi tutulması gerektiğini vurgulamaktadır. Pekin, derin sentez teknolojileri (deepfake olarak bilinir) ve üretken YZ için hedef odaklı kurallar getirmiştir. Şeffaflık, doğruluk ve güvenilirliği sağlamak amacıyla tüm deepfake’lerde göze çarpan etiketleme veya filigran kullanımı zorunludur. Üretken YZ sunmak isteyen her şirket, algoritmalarını ana düzenleyici kurum olan Çin Siber Uzay İdaresi’ne kaydettirmek zorundadır. Geliştiricilerin YZ modellerine dâhil etmek istedikleri her büyük veri kümesi, ayrımcı ve antisosyal içerik açısından rastgele örnekleme yoluyla taranmalıdır. Düzenlemeler, “görüntü, itibar, şeref, gizlilik ve kişisel bilgi hakları”na sahip bireyleri korumak üzere açıkça tasarlanmıştır. Yönetmeliklerin çoğu, kamuya sunulan büyük dil modelleri için geçerliyken, yeniliği desteklemek amacıyla endüstri içindeki makine öğrenimi için yönetmelikler daha az katıdır. Bununla birlikte, Çin’in yaklaşımının toplumsal niteliği —her ne kadar açıkça yetersiz olsa ve kendisi de zorlu sorular ortaya atsa da— anlamlı federal düzenlemelerin bilindiği üzere eksik olduğu Amerika Birleşik Devletleri’ndeki teknolojinin daha özelleştirilmiş ve sömürücü gelişimi ile olumlu bir zıtlık oluşturmaktadır.[49]
Beklendiği üzere Çin, Ekim 2023’te duyurduğu Küresel YZ Yönetişimi Girişimi ve 2024’teki Dünya YZ Konferansı’nda kabul edilen Küresel YZ Yönetişimi Şanghay Bildirgesi ile küresel YZ yönetişiminin teşvik edilmesinde de öncü konumdadır. Pekin, bu küresel girişimlerde, sıklıkla “kamuoyunu manipüle etmek, dezenformasyon yaymak, diğer ülkelerin iç işlerine, sosyal sistemlerine ve sosyal düzenine müdahale etmek, ayrıca diğer devletlerin egemenliğini tehlikeye atmak amacıyla” kullanılan bu teknolojilerin “öngörülemez riskleri ve karmaşık zorlukları”yla başa çıkmak için YZ’nın düzenlenmesine ilişkin “ortak bir görev” olarak “insan merkezli bir yaklaşım”da ısrar etmektedir. Belirtilen tehlikeler arasında “teknolojik tekeller ve tek taraflı zorlayıcı önlemler”; “etnik köken, inanç, milliyet, cinsiyet vb.” ayrımcılığına ilişkin önyargılar; çevresel zararın hızlanması ve makine öğrenimi teknolojisinin Küresel Güney’e yayılmasının engellenmesi, dolayısıyla küresel sürdürülebilir kalkınmanın frenlenmesi yer almaktadır. Çin, hedefin insani kalkınma olması ve bu teknolojilerin “sağlık, eğitim, ulaşım, tarım, sanayi, kültür ve ekoloji” gibi alanlarda kullanılması gerektiği konusunda ısrarcıdır. YZ’nın istihdam üzerindeki olumsuz etkileri dikkatle izlenmeli ve “hafifletilmelidir”. Tüm ülkeler, kendi ulusal ihtiyaçlarına uygun olarak, “YZ risk seviyelerine dayalı bir test ve değerlendirme sistemi ile bilim ve teknoloji etik inceleme sistemi”nin kurulmasına katılmaya davet edilmektedir. Xi Jinping’in ifadesiyle, “YZ’nın kamu yararına hizmet etmesini ve herkese fayda sağlamasını, zengin ülkelerin ve varlıklı kesimin oyuncağı haline gelmemesini” sağlamak gerekmektedir.[50]
Dünya çapında YZ ile ilgili çeşitli mücadeleler ortaya çıkmaktadır. Öne çıkan taleplerden biri, YZ’nın daha ileri aşamalarında ortaya çıkabilecek tehlikeler netleşene kadar YZ geliştirme sürecinin “askıya alınması” ve böylece gelişim sürecinde rasyonel düzenlemelerin rol oynayabilmesidir.[51] Ancak, Trump yönetimi altındaki ABD federal hükümeti, YZ’yı düzenlemekten kaçınmakla kalmayıp, ülke çapında YZ düzenlemeleri getirmeye çalışan eyalet ve yerel yönetimlere karşı da aktif olarak mücadele etmektedir.[52] Artık yüksek teknoloji sektöründeki hiper ölçekli şirketleri kapsadığı görülen ve tekelci finans, enerji sektörü ile devletin desteğini alan YZ karteli, şu anda tam anlamıyla kontrolü elinde tutmaktadır. Bu nedenle, tekelci kapitalizm içinde YZ’yı toplumsal olarak kontrol etmeye yönelik girişimler, kaçınılmaz olarak kapitalizmden uzaklaşıp sosyalizme doğru ilerleyen daha devrimci bir harekete duyulan ihtiyacı işaret etmektedir.
YZ’nın Büyük Hanedanları kendi içlerinde bölünmüş durumda ve ayakta kalamıyorlar. Varlıklarını, giderek daha merkezi, zorlayıcı ve yozlaşmış, sınıfsal temelli bir kapitalist devlet (ve kültürel) aygıtına dayandırıyorlar; bu da, devam etmesine izin verilirse, tam anlamıyla felaketle sonuçlanacak genel bir mantığı oluşturuyor. İnsanlığın gelişip serpilmesi için, üretim güçleri ve ilişkileri, insan yeteneklerinin geliştirilmesiyle birlikte devrimsel bir dönüşümden geçmeli ve sürdürülebilir bir insani gelişme dünyası yaratılmalıdır. Bu, sosyalizm altında, genel zekâdan beslenen gerçek bir “bütünsel süreç demokrasisi”nin kurulmasını gerektirir; bu demokraside “birlikte çalışan üreticiler, doğa ile olan insani metabolizmayı rasyonel bir şekilde yönetir… bunu en az enerji harcamasıyla ve insan doğasına en uygun koşullarda gerçekleştirirler.”[53]
Notlar
[1] Paul Gruenwald ve Satyam Panday, “How Data Centres and AI Are Becoming a New Engine of Growth”, World Economic Forum, December 17, 2025. Bkz. Nick Licthenberg, “Without Data Centers GDP Growth was 0.1% in the First Half of 2025, Harvard Economist Says,” Fortune, October 7, 2025.
[2] Kate Crawford, Atlas of AI: Power, Politics, and the Planetary Costs of Artificial Intelligence (New Haven: Yale University Press, 2021), 20.
[3] Matt Day ve Annie Bang, “Big Tech to Spend $650 Billion This Year as AI Race Intensifies,” Bloomberg, 5 Şubat 2026; Martin Hart-Landsberg, “AI and the Economy: A Losing Bet for Working People,” Reports from the Economic Front, 16 Şubat 2026 [Yapay Zeka ve Ekonomi: Çalışanlar İçin Kaybedilmiş Bir Bahis – Yapay Zeka Renkleri].
[4] Paul A. Baran ve Paul M. Sweezy, Monopoly Capital (New York: Monthly Review Press, 1966), 220–21 [Tekelci Sermaye, Çev. Gülsüm Akalın, İstanbul: Kalkedon Yayınları, 2007].
[5] John Maynard Keynes, The General Theory of Employment Interest and Money (London: Macmillan, 1936), 161–62; Karl Marx, Capital, vol. 1 (London: Penguin, 1976), 780 [Genel Teori – İstihdam Faiz Ve Paranın Genel Teorisi, Çev. Uğur Selçuk Akalaın, İstanbul: Kalkedon Yayınları, 2010].
[6] Paul Krugman, “The Economics of Technological Change,” Substack, 1 Mart 2026, paulkrugman.substack.com; Forbes World Billionaire’s List, 2026, forbes.com/billionaires.
[7] Matt Seybold, “The Ellisons are Beta-Testing Big Brother,” American Vandal, 10 Ekim 2025.
[8] Bernie Sanders, The Big Tech Oligarchs War Against Worker: AI and Automation Could Destroy Nearly 100 Million U.S. Jobs in a Decade, Ranking Member Minority Staff Report, Health, Education, Labor and Pensions Committee, 6 Ekim 2025.
[9] Melissa Heikkilä, “Mustafa Suleyman Plots AI ‘Self-Sufficiency’ as Microsoft Loosens OpenAI Ties,” Financial Times, 12 Şubat 2026.
[10] For a critical analysis of technological determinism, see Merritt Roe Smith ve Leo Marx, eds., Does Technology Drive History?: The Dilemma of Technological Materialism (Cambridge, Massachusetts: MIT Press, 1994).
[11] Karl Marx, Grundrisse (London: Penguin, 1983), 706 [Grundrisse,Cilt1-2, Çev. Arif Gelen, Ankara: Sol Yayınları, 2013] ; Marx, Capital, vol. 1, 279–80 [Kapital, Cilt 1, Çev. Mehmet Selik ve Nail Satlıgan, İstanbul: Yordam Kitap, 2011] ; John Bellamy Foster, “Braverman, Monopoly Capital, and AI: The Collective Worker and the Reunification of Labor,” Monthly Review 76, no. 7 (Aralık 2024): 1–13; Matteo Pasquinelli, The Eye of the Master: A Social History of Artificial Intelligence (London: Verso, 2023) [Patronun Gözü – Yapay Zekânın Sosyal Tarihi, Çev. Elçin Gen, İstanbul: Metis, 2023].
[12] John Bellamy Foster, Breaking the Bonds of Fate: Epicurus and Marx (New York: Monthly Review Press, 2025), 17. Her ne kadar “bize bağlı” olsa da, toplumsal mücadele, eylemlilik gerektirse de, gönüllülük esasına dayalı olarak sunulamaz. Tersine, Roy Bhaskar’ın “toplumsal faaliyetin dönüştürücü modeli” olarak adlandırdığı ve Marx’ın tarihsel değişim kavramının özünü özetleyen bir model çerçevesinde kavranmalıdır. Roy Bhaskar, Reclaiming Reality (London: Routledge, 2011), 74–81 [Gerçekliği Geri Kazanmak, Çev. Beyza Sumer Aydaş, İstanbul: Nota Bene Yayınları, 2015]; Karl Marx, The Eighteenth Brumaire of Louis Bonaparte (New York: International Publishers, 1963), 15 [Louis Bonaparte’ın 18 Brumaire’i, Çev. Erkin Özalp, İstanbul: Yordam Kitap, 2016].
[13] Kate Crawford, “Eating the Future: The Metabolic Logic of AI Slop” e-flux Architecture, Eylül 2025, e-flux.com.
[14] Kate Crawford, Atlas of AI; Kate Crawford and Vladen Joler, “Anatomy of an AI System,” 2018, anatomyof.ai; Kate Crawford, “Calculating Empires,” Knowing Machines, 23 Kasım 2023, knowingmachines.org; Kate Crawford, “Long Now Talks: Mapping Empires,” recorded 12 Kasım 2025; Crawford, “Eating the Future.”
[15] Burada “fetişizm” terimi, Marx’ın meta fetişizmi teorisi bağlamında kullanılmaktadır. Bkz. Marx, Capital, vol. 1, 163–77. On enchanted determinism, see Crawford, Atlas of AI, 213–15.
[16] Crawford, Atlas of AI, 8.
[17] Tung-Hui Hu, A Prehistory of the Cloud (Cambridge, Massachusetts: MIT Press, 2015), 147.
[18] Crawford, Atlas of AI, 18–19. Metabolik yarık için bkz., John Bellamy Foster, Marx’s Ecology (New York: Monthly Review Press, 2000), 141–77 [Marx’ın Ekolojisi, Çev. Ercüment Özkaya, Ankara: Epos Yayınevi, 2001]; John Bellamy Foster and Brett Clark, The Robbery of Nature (New York: Monthly Review Press, 2020), 12–34.
[19] Crawford, Atlas of AI, 213–15; Alexander Campolo ve Kate Crawford, “Enchanted Determinism: Power with Responsibility in Artificial Intelligence,” Engaging Science, Technology, and Society 6 (2020): 2.
[20] Crawford, “Long Now Talks: Mapping Empires,” 27:07.
[21] World Water Day: The Water Impacts of Lithium Extraction,” Wetlands International Europe, 22 Mart 2023, europe.wetlands.org; Terry Gross, “How ‘Modern-Day Slavery’ in the Congo Powers the Rechargeable Battery Economy,” NPR, 1 Şubat 2023.
[22] Crawford ve Joler, “Anatomy of an AI System,” Section XI.
[23] Billy Perrigo, “Exclusive: OpenAI Used Kenyan Workers on Less than $2 an Hour to Make ChatGPT Less Toxic,” Time, 18 Ocak 2023; Chinmayi Arun, “Transnational AI and Corporate Imperialism,” Carnegie Endowment of International Peace, 8 Ekim 2024.
[24] Crawford, Atlas of AI, 64–68; Lawrence F. Katz ve Alan B. Krueger, “The Rise and Nature of Alternative Work Arrangements in the United States 1995–2015,” NBER Working Paper Series, National Bureau of Economic Research, Washington DC, Eylül 2016: 7; Hu, Prehistory of the Cloud, 89; Martin Gonzalez-Cabello, Auyon Siddiq, Charles J. Corbett, ve Catherine Hu, “Fairness in Crowdwork: Making the Human Supply-Chain More Humane,” Business Horizons 68, no. 5 (Eylül-Ekim 2025): 645–57.
[25] “Michel Foucault’nun ‘Hapishanenin Doğuşu’ndan bu yana, hapishanenin günümüz gözetim toplumunun başlangıç noktası olarak kabul edilmesi ve yaşlı Bentham’ın da bunun öncüsü olarak görülmesi yaygınlaştı. Aslında, panoptik hapishane, genç Bentham’ın erken dönem üretim tesisleri bağlamındaki çalışmalarına dayanmaktadır. Panoptikon, hapishaneler için kavramsallaştırılmadan çok önce bir iş yeri mekanizması olarak ortaya çıkmıştır” (Crawford, Atlas of AI, 61).
[26] Crawford, Atlas of AI, 59–62, 72; E. P. Thompson, “Time, Work-Discipline, and Industrial Capitalism,” Past and Present, no. 38 (Aralık 1967): 56–97; Harry Braverman, Labor and Monopoly Capital (New York: Monthly Review Press, 1998) [Emek ve Tekelci Sermaye, Çev. Çiğdem Çidamlı, İstanbul: Kalkedon Yayınları, 2018].
[27] Crawford, Atlas of AI, 74; Karl Marx and Frederick Engels, Collected Works (New York: International Publishers, 1975), vol. 6, 127; Marx, Capital, vol. 1, 1034–38; István Mészáros, The Challenge and Burden of Historical Time (New York: Monthly Review Press. 2008), 43–49; Ian Angus, Facing the Anthropocene (New York: Monthly Review Press, 2016), 111–25.
[28] Crawford, “Eating the Future”; Crawford, Atlas of AI, 95.
[29] Crawford, Atlas of AI, 119.
[30] Kitle çalışanları hakkında bilgi için bkz., Crawford, Atlas of AI, 63–64.
[31] Crawford, Atlas of AI, 123–36, 145–46.
[32] Crawford, Atlas of AI, 193–99; Peter Waldman, Lizette Chapman, and Jordan Robertson, “Palantir Knows Everything About You,” Bloomberg, 19 Nisan 2018.
[33] Hu, Prehistory of the Cloud, 115; Crawford, Atlas of AI, 202.
[34] Crawford, Atlas of AI, 189–92; Ed Pilkington, “US Military Reportedly Used Claude in Iran Strikes Despite Trump’s Ban,” Guardian, 1 Mart 2026; Gary Wilson, “Anthropic Is Already at War,” Struggle La Lucha, 5 Mart 2026, struggle-la-lucha.org.
[35] Crawford, “Long Now Talks: Mapping Empire,” 5:40–18:17; Crawford “Eating the Future”; Clive Hamilton ve Jacques Grinevald, “Was the Anthropocene Anticipated?,” Anthropocene Review 2, no. 1 (2015): 67.
[36] Crawford, “Long Now Talks: Mapping Empire,” 13:18, Crawford, “Eating the Future.”
[37] Crawford, “Long Now Talks: Mapping Empires, 37:40–39:46; Crawford, “Eating the Future.”
[38] Crawford, “Long Now Talks: Mapping Empires,” 28:08–29:20; Peter Landers, “Artificial Intelligence’s ‘Insatiable’ Energy Needs Not Sustainable, Arm CEO Says,” Wall Street Journal, 9 Nisan 2024.
[39] Crawford, “Long Now Talks: Mapping Empires,” 31:16–32:37; John Bellamy Foster, Brett Clark, and Richard York, The Ecological Rift (New York: Monthly Review Press, 2010), 169–82; William Stanley Jevons, The Coal Question (London: Macmillan, 1865), 102–16.
[40] Ovid, Metamorphoses, Çev. Charles Martin (New York: Norton, 2004), 298; Richard Seaford, Ancient Greece and Global Warming, Classical Association Presidential Address (London: Classical Association, 2009), 6 [Dönüşümler I-XV, Çev. Asuman Coşkun Abuagla, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 2019]; John Bellamy Foster, Foreword in Fred Magdoff and Chris Williams, Creating an Ecological Society (New York: Monthly Review Press, 2017), 7–9.
[41] Crawford, “Long Now Talks: Mapping Empires,” 40:11.
[42] Matt Day ve Amy Bang, “Big Tech to Spend $650 Billion This Year as AI Race Intensifies,” Bloomberg, 6 Şubat 2026; Hart-Landsberg, “AI and the Economy.”
[43] Frank Vogl, “Trump’s Return to the Robber Baron Age,” Globalist, 13 Ekim 2025.
[44] István Mészáros, The Necessity of Social Control (New York: Monthly Review Press, 2015), 23–51 [Toplumsal Denetim, Çev. Mustafa Küpüşoğlu, Ankara: Ayraç Yayınevi, 1996].
[45] Marx, Grundrisse, 706; Marx, Capital, vol. 1, 464–69, 544–45; Michael Heinrich, “The ‘Fragment on Machines’: A Marxian Misconception in the Grundrisse and Its Overcoming in Capital,” in Marx’s Laboratory: Critical Interpretations of the ‘Grundrisse,’ Riccardo Bellofiore, Guido Starosta, and Peter D. Thomas, eds. (Chicago: Haymarket, 2013), 197–212; John Bellamy Foster, “Braverman, Monopoly Capital, and AI,” Monthly Review 76, no. 7 (December 2024): 1–13. See also Te Li, “From Classic Labor to the Labor of the ‘General Intellect’: The Impact of the Digital Intelligence Era on Socialist Labor Theory,” Monthly Review 77, no. 11 (April 2026): 46–62..
[46] Marx, Grundrisse, 704; Marx, Capital, vol. 1, 302; Johann Wolfgang von Goethe, Collected Works, vol. 2, Faust, Parts I and II, ed. ve trans. Stuart Atkins (Princeton: Princeton University Press), 54 [Faust, Çev. İsmet Zeki Eyuboğlu, İstanbul: Sosyal Yayınlar, 2001]; Sami Khatib, “The Drive of Capital: Of Monsters, Vampires, and Zombies,” Coils of the Serpent 8 (2021): 101–13.
[47] Marx, Grundrisse, 708–9; Marx, Capital, vol. 1, 799.
[48] Marx, Capital, vol. 1, 544–45.
[49] Vanessa Bates Ramirez, “The U.S. and China Are Pursuing Different AI Futures,” IEEE Spectrum, 19 Şubat 2026; “AI Watch: Global Regulatory Tracker—China,” White and Case, 22 Eylül 2025.
[50] Ministry of Foreign Affairs, People’s Republic of China, “Global AI Governance Initiative,” 20 Ekim 2023; Ministry of Foreign Affairs, People’s Republic of China, “Full Text: Shanghai Declaration on Global AI Governance,” 4 Temmuz 2024; Xi Jinping, The Governance of China, vol. 5 (Beijing: Foreign Languages Press, 2025), 553.
[51] Darko Suvin, “I Am Afraid of AI: A Politico-Epistemological Exasperation,” Historical Materialism (blog), 2026, historicalmaterialism.org; Anna Gordon, “Why Protestors Around the World Are Demanding a Pause on AI Development,” Time, 13 Mayıs 2024; Anthony Elmo, “Data Center Moratorium Bills Are Spreading in 2026,” Good Jobs First, 19 Şubat 2026.
[52] The White House, “Ensuring a National Policy Framework for Artificial Intelligence,” Executive Order, 11 Aralık 2025.
[53] Karl Marx, Capital, vol. 3 (London: Penguin, 1981), 959 [Kapital, Cilt 3, Çev. Mehmet Selik ve Nail Satlıgan, İstanbul: Yordam Kitap, 2015].
Monthly Review Cilt 78, Sayı 01 (Mayıs 2026).