
Derleyen: M. Nilgün Ercan
Yapay zekanın kullanım alanlarının artmasına paralel olarak büyük veri merkezlerinin sayısının da hızla artması bekleniyor. Bu nedenle veri merkezlerinin elektrik şebekesi üzerindeki etkisi de dikkate alınmak durumunda. Bu amaçla geliştirilen çözüm önerileri arasında enerji parkları da yer alıyor.
Enerji parklarını çok sayıda enerji kaynağı ve depolama sistemleri ile veri merkezleri ve imalatçılar gibi büyük ölçekli enerji tüketicilerini biraraya getirerek tek noktadan şebekeye bağlayan merkezler olarak tanımlamak mümkün. Bir diğer deyişle de büyük ölçekli mikro şebekeler kavramına karşılık geliyor.
ABD Ulusal Bilimler Akademisi’ nin düzenlediği webinarda, enerji parklarının potansiyel yararlarının yanı sıra aşılması gereken engeller ve dikkat edilmesi gereken hususlar da dile getirildi (1). Görüş belirtenlerden biri, “İçinde olduğumuz on yılın kalan süresinde, her yıl şebekeye birçok büyük şehrin eşdeğeri kadar yük ilave edeceğiz, bu durum birçok sorun yaratacak” diyordu. Toptan elektrik satış fiyatlarının enflasyondan daha hızlı artacağına değinilerek acil olarak yeni enerji arzına ihtiyaç olduğuna işaret ediliyordu.
Webinarda enerji parklarının yenilenebilir enerji ile bağlantısına da dikkat çekildi; yenilenebilir enerji portföyünün her zaman tüketim ihtiyacının olduğu yerler ile bağının kurulmadığına, enerji parkları fikrinin enerji üretimi ile tüketimine daha dengeli bir dağılım sağlayacağına değinildi. Bu enerji adacıklarının altyapının en verimli şekilde kullanılmasına olanak sağlayacağı, depolama sistemleri ile birlikte enerji açısından daha dayanıklı bir yapı oluşturacağı ve şebekeye olan bağımlılığı azaltacağı ifade edildi.
Enerji parklarının avantajları konusunda ileri sürülen görüşler şunları kapsıyor: Bunlar aynı zamanda iletim hatları ve şebeke altyapısına ek yatırımlar gerektirmediği için daha hızlı ve daha az maliyetli çözüm sunabilir. Tüketicilere güvenilirlik ve fiyatlar açısından yarar sağlarken enerji parkının müşterisi de talep merkezlerine daha hızlı erişebilir.
Carnegie Mellon Üniversitesinden mühendislik ve kamu politikası profesörü Valerie Karplas enerji parkının iyi bir yatırım olabilmesi için, enerji arzı ile veri merkezi veya imalat merkezi gibi büyük tüketicilerin gerek yerleşimin gerekse istikrarlı ve aynı zamanda esnek işletmeciliğin birlikte sağlanması gerektiğini belirtiyor. ABD için arz-talep uyumunun sağlanabileceği yerlerin Orta Atlantik bölgesi, Teksas, ABD’ nin güneyi ve Kaliforniya olabileceğine işaret ediyor.
Dile getirilen konular arasında enerji parklarının yer aldıkları bölgelere sosyal ve ekonomik yararlar getireceği, sadece enerji projeleri değil, yeni sanayi ve iş olanakları sağlayacağı görüşü de vardı. Buna karşılık, veri merkezi ile enerji park entegrasyonunun yeni iş olanakları sağlamasının garantisi olmadığına da dikkat çekildi. Tesislerin yapımı sırasında kuşkusuz ki konstrüksiyonla ilgili iş olanaklarının bulunacağı, buna karşılık veri merkezinin işletmesinde çok fazla işgücüne ihtiyaç duyulmadığı belirtildi. Bu konuda, sanayi kesiminin, kamu hizmetlerinin ve politika yapıcıların ABD Enerji Bakanlığı’ nın Temiz Hidrojen Merkezleri programından elde edilen derslerden yararlanması önerildi. Bu program, yerel yurttaşlara ekonomik açıdan yarar sağlaması amacıyla ABD ‘de hidrojen üreticileri, tüketiciler ve bağlantı altyapısını birbirine bağlayan ulusal bir şebeke oluşturmak için hidrojen merkezlerine yatırım yapmayı içeren bir girişim.
Webinara katılanlar enerji parklarına büyük ölçekli yatırım yapılmadan önce çözülmesi gereken kurumsal ve düzenlemeye dair engeller bulunduğu konusu üzerinde durdu. Amacın enerji parkları ile şebeke üzerinde fazla etki yaratılmaması olduğu, ancak şebeke işletmecileri, düzenleyici kurumlar ve kamu hizmeti veren kuruluşlar gibi farklı otoritelerin önüne başka sorunlar çıkacağı için bu unsurları biraraya getirebilecek bazı düzenlemelerin yapılması gerektiği ifade edildi.
Ayrıca, bu süreçte çevre ile ilgili kanunlar ve diğer düzenlemelerle uyumlu olunması gerektiğini hatırlatan Prof. Karplas, eyalet ve federal yetkilileri tarafından, Temiz Hava Kanunu ve ilgili diğer düzenlemeler kapsamındaki kurallara uyum sağlanması hususunun dikkatle izlenmesinin önemli olduğunu vurguladı. Bunun maliyeti arttırıcı bir unsur olmaktan çok, temiz ve düşük maliyetli yenilenebilir enerjinin kullanımını arttırmak için bir olanak olarak görülmesi gerektiğini belirterek, eğer enerji parkları için verimli, temiz ve dirençli enerji kaynaklarının kullanılması zorunluluğu getirilmez ise yerel hava kirliliği, insan sağlığı, iklim ve uzun dönemli rekabet edebilirlik konularında risklerin büyük olacağını ekledi. Enerji parklarının uzun vadeli yatırımlar olduğuna dikkat çekerek, öncelikle bunlara yapılacak yatırımın ihtiyaç duyduğu politikaların ve düzenlemelerin kesinlik kazanıp kazanmamasına karar verilmesi gerektiğini vurguladı.
Artan elektrik talebi için yeni bir strateji
Aralık 2024’ te yayımlanan “ENERJİ PARKLARI- Yükselen elektrik talebini karşılamak için yeni bir strateji” başlıklı rapor enerji parkları kavramını daha geniş bir çerçevede ele almakta olup, söz konusu yayında teknolojik ilerlemeler ile ekonomik stratejilerin birlikteliğinin bu stratejinin hayata geçmesi için olanak yarattığı ifade edilmektedir (2). Enerji parklarının yararları konusunda şunlar sıralanmaktadır:
-Şebeke ara yüzünde ekipmanın paylaşılması yoluyla ekipmandan tasarruf
-Fazla enerjinin depolanması yoluyla enerjinin sonradan satılması olanağı
-Farklı kaynaklar için tek bağlantı noktasının paylaşılmasıyla işin geliştirme süresi ve şebekeye erişim masraflarından tasarruf edilmesinin oluşturduğu sinerji
-Hibrit kaynakların kullanılmasının oluşturduğu esneklik artışıyla şebekenin ihtiyaçlarına daha iyi uyum sağlanması
-İhtiyaç duyulmadığı için yapılmayan üretim nedeniyle ortaya çıkan kayıpların önlenmesi yoluyla daha fazla vergi teşviği elde edilmesi
Birden fazla büyük enerji tüketicisinin birlikteliği ile farklı konfigürasyonların oluşması da mümkün olabilecektir. Örneğin, elektrik depolamanın da ötesine geçerek elektriği hidrojen veya ısı gibi sahada kullanabilecek alternatif enerji taşıyıcılarına dönüştürmek olanağı da bulunacaktır. Termal batarya, elektrolizör veya veri merkezi olsun her bir yük formunun finansal gereklilikleri veya işletme dinamikleri gibi konularda kendi öncelikleri siz konusu olacağı da dikkate alınmalıdır.
Raporun hazırlayıcıları tarafından yer seçimi, bağlantı, iletim, şebekeyle entegrasyon ve piyasa düzenlemeleri ile bu konuda ortaya çıkabilecek direnç gibi aşılması gereken güçlükler olduğu üzerinde de durulmaktadır. Enerji parklarının şebeke için büyük yarar sağlayabileceği, bununla birlikte şebeke katılımcılarının bu konuda nasıl yönetileceği, zararlarının nasıl telafi edileceği ve planlamanın nasıl yapılacağına ilişkin hususların aşılması gerektiğine dikkat çekilmektedir. Buna karşılık enerji parklarının ticari ve sosyal yararlarını göstererek uygun ve destekleyici bir düzenleme çerçevesi ile bu zorlukların aşılabileceği konusunda öneriler yapılmaktadır.
Hindistan’ da yenilenebilir enerji parkı projesi
Bu arada, dünyanın en büyük enerji parkının Hindistan’ın Gucerat eyaletinde, daha önce tuzlu ve bataklık olması nedeniyle kullanılamaz olarak nitelendirilen 72,600 hektar (yaklaşık 538 km2) yüzölçümüne sahip alanda hayata geçirilecek Khavda Yenilenebilir Enerji Parkına dair haberler de medyada yer almayı sürdürdü (3). Söz konusu projenin güneş enerjisinden 20 GW ve rüzgar enerjisinden 10 GW olacak şekilde toplam 30 GW kapasite üzerinden tasarlandığı belirtilmekte. Hibrit kapasite ile enerjinin sürekli ve daha kararlı şekilde sağlanması amaçlanıyor. Projenin yatırımcıları çekmesi, yerel ekonomiyi canlandırması ve yeni iş imkanları yaratması bekleniyor.

Aynı zamanda, Khavda Yenilenebilir Enerji Parkının solar PV paneller, yüksek kapasiteli rüzgar türbinleri ve enerji depolama sistemleri ve güvenilir iletim şebekesinin entegrasyonuyla yenilenebilir enerji ile ilgili teknolojik gelişmeler açısından bir merkez olması hedeflenmekte. Altyapının enerji kayıplarını en aza indirecek ve performansı en iyi hale getirecek şekilde tasarlanması amaçlanıyor. Hindistan’ın artan enerji talebinde kömüre hala ihtiyaç olduğu belirtilmekle birlikte, projenin büyük bölümünün ülkenin en büyük kömür ithalatçısı ve kömür madeni işletmeleri olan bir sermaye grubu tarafından yapılması da başka bir ilginç husus. Saha çalışmaları Nisan 2023’ te başlayan proje Hindistan’ ın iklim ve sera gazı emisyonlarını azaltma hedeflerini güçlendiren bir adım olarak nitelendiriliyor.
Kaynaklar:
1-Molly Galvin, National Academies Science, Engineering, Medicine, News and stories, 26 Şubat 2026, As Demand for Electricity Grows, Energy Parks Are Being Explored as Potential Solutions
2-Eric Gimona, Mark Ahlstromb, and Mike O’Boylea, ENERGY PARKS A New Strategy to Meet Rising Electricity Demand, Energy Innovation Policy & Technology LCC, Aralık 2024, Energy-Parks-Report.pdf
3- Stuti Mishra, The Independent, News, 22 Ocak 2026, Inside the world’s largest renewable energy park – proof the green transition isn’t dead | The Independent
Görsel: ENERGY PARKS A New Strategy to Meet Rising Electricity Demand, Energy Innovation Policy & Technology LCC kapak sayfası